Sosyal Etkinlik!
Bu sene müfredata giren bir ders var liselerde: Sosyal Etkinlik. Bu ders için seçilen gladyatör de ben olmuştum sene başında. Ay yine öğretmenlik maceralarından birini anlatçan, anladık diyen varsa, haklı
Bazen geriye dönüp kendi kendime ‘Bunu niye yazdım ki sanki, hergün benzeri bin tane şey yaşıyorum’ diyorum ama, bunu da anlatmasam deşarj edemiğciim kendimi.
Şimdi işte ben bu derste ne yapıyorum, müfredat gereği pano düzenletiyorum, bahçe temizletiyorum, etkinlikler düzenleyip bizim koca eşşeklerin sosyal becerilerini güle oynaya geliştiriyorum. Eğlenceli geçiyor ders, ama gudubet bi anıma denk gelirse zehir olmuyor değil. Havalar bu ara iyi gitti de Allahtan, keyfim yerinde. Bunu gözlemleyen sıpalar her yolunu deniyor kaytarmanın. Yine bi yol tutturdular, bahçeye çıkalım diye. Müdür normalde izin vermez, gittim odasına; karşısına şeyle çıktım:
-Hocam müfredatta bahçe düzenlemesi var, çiçek felan sulatayımmı şunlara, hava da güzel…?
-Tamam, ama başlarında dur, arkaya kaşmasınlar. (arkaya kaçıp sigara içiyor keratalar)
-Piki hocam. (Burda gayet sevimliyim, tahmin ettiniz)
Aldım bizimkileri kovayla su taşıtıyorum çiçek felan suluycaklar, eğleniyoruz felan ama hala kaytarmanın peşindeler. Ben başedemiyorum, bakıyorum müdür elinde bir koca fırça, bide hortum. Tutmuş bunlara arabasını yıkatçak. Bahçede çeşme de var, taktılar çocuklar söylene söylene araba yıkıyorlar. Biz de müdürle sohbet ediyoruz, rahatsız oldular çocuklar onlar çalışırken bizim muhabbetimizden. Hortumu tutan öğrenci müdüre gönderme yapacak, bana döndü bir ara dedi ki: ‘Hocam siz de getirin arabanızı, sizinkini de yıkayalım.’ Ben de saf saf diycem ki arabam yok. Ama bana bu acıyı yaşatmadan yetişti öteki kendine has şivesiyle hızlıca dedi ki:
-Ulan oğlum hocağın eşşeği bile yok!
Tokat gibi yüzüme çarptı ama, gülmeden de edemedim. Tamam arabam yok da eşeğim neden olsun? Neden motorsiklet değil, neden at değil neden eşek?
Anlam veremedim, güldüm geçtim…
gerçekten çok güzel (: bi 10dk güldüm hem o cevaba hemde siizin yorumlamanıza (:
Ben burada biraz aşağılama sezdim gibi
yani abla sana bildiğimiz çulsuz demiş …
Nihal: Sen bi de beni düşün kaç dakka güldüm(!)…
Murat: Felek vurdu bi de sen vur…
bende öğrenciyim ve bizim hocalara da bu tarzda yaklaşan o kdr arkadaşım var ki anlatmaya kalksan fıkra kitabı çıkar
YALNIZLIK
Suskun bir gün tutuştu avuçlarımda
Saklımdakiler narin ellerinde
Kuzeyin adamı var buralarda ve acı bir vaktin ninnisi
Düşen karlar arasında yanık sözlerim eridi
Yeminleri tekrardan örüyorum belki de
Kumdan heykeller esintili bir tozdan başka bir şey değil
Çürümüş gözyaşlarımı morgdan kaçıramadım daha
Mahur bakışların ayazlı sabahımın intiharında
Sessizim betonlaşmış sokakların atan nabzında
Küskün bir elin voltasında kavislenmiş dizlerim
Zaman ve aşk kurşunlandı
Bir bulutun gözyaşları var şimdi
Gölgemde ki adamı boşluğa sürükledim
Çalınan sözler kelepçelenmiş dilimde
Harabelerle dolu yıkık kentin sokak lambasında dondu nefesim
İsyan kalıbını yollarıma perçinledim
Sana olan yakınlığım, aşkın okyanusunda boğuldu
Gelen aralıkta araladım penceremin demirlerini
Pusulamın mühründe seni adını kazıdım
Yirmi dört saatini güneşe serip kurttum, anılarım tutuştu
Sayıkladıkça uyandı ruhum, gözlerim yağmurlu
Gecenin yıldızları söndü ve yalnızım
Boğulan aşkı boğazıma düğümlüyorum
Lal sevdanın mürekkebini gözyaşlarımdan biriktiriyorum
Tazeleşmiş buruk yalnızlık, avuçlarımda terledi
Heceleşmiş zifiri karanlık, kaydığım basamaklardaydı
Kör olan acıyı duymaz oldu kalemim…
Bülent ÇELİK
Bu Bülent sen misin Bülent?? Güzel şiir, beğendim…
ewt ablacım senin için bi gün çayını içmeye gelecem:)
LAL SEVDANIN SUSKUNLUĞU
Düğümlenen kelimelerimin arasında sözlerim artık sana yansıtamadı kendini ve lal sevdanın suskunluğunda kaldı. Artık kanayan yaralarımın dirhemi katlandı bu sessiz gecenin mavzer olan suskunluğu lal etti sende ki beni.
Volta attığımın gecenin kıyısında, gözyaşlarımı yanağıma akmadan öldürüyorum sadece. Varlığımda ki tereddütsüzlüğe çekingen bakışlarla duraksıyorum adeta bu gecenin seyir defterinde hazan olan mavi, siyah a çalarken renklerini sadece susuyorum bu kimsesizliğin verdiği suça. Borcumun bedelini kırık kalemimle ödüyorum bu gece sevgili!
Solgun sayfaların ardında saklanan adam! Ne susuyorsun!
Şimdi ardımdan bıraktığımın yalnızlığın pürneşesi ile buğulu gözlerim, yanan yüreğimin efkârı hiç dinmedi, sensizliği verdiğin yalnızlığıma. Ah yar beklettin beni bu gece ye, oysa seni beklemiştim tarifsiz kıskançlığıma anlam veremeyen kelimelerinde ,şimdi ellerinde tutunuyorum gözlerinde damla damla okundum belki de,,,
Geriye bölünen suskunluğumun çaresizliği kaldı oda dursun sözde
Saatimin ibrelerini baştan sardım şimdi, susmaktan yoruldum seni kaybeden yarından
Her durakta ölümsüz aşkından unutulmaz bir serüvene koşup, attığın ilk adımda sana bi aşk levhası çizebilecek miyim acaba?
Artık susturamıyorum kendimi, ruhumun esiri olan küs kalemimle baştan başlıyorum adının ilk harfinde seni severcesine…
Bülent
okudum ya kanka yazını müdürün hali tarzı gözümün önüne geldi güldüm bende ne alem adam yahu
Bizim okulda niye öyle bir ders yok veya ben mi rastlamadım.
İlköğretim de var onun biliyorum,lisede denk gelmedim.
Seçmeli falan mı acaba.
Öğrenici güzel cevap vermiş

Varsın olmasın eşeğimiz
Öğrenci zekası işte ,dersten başka her şeye çalışır.
Evet seçmeliydi sanırım.
ben de ilköğretimdekine rastlamadım. Bi yerde bi yanlışlık var ama…