Neslihan

Kalıcı ve Bağımsız…

Romayı da yakarım ben!

Ocak5

‘Yakarım bilirsin!’

Öyle bir şarkı bir zamanlar; ne de güzel dinlerdik. Valla olsa da dinlesek :)

Şimdi efendim nerden girdim nereye bağlıycam bakın hele:
Buraya geldim geleli başımdan bi dünya tantana geçti. Sobada ellerimi yaktım, ufoda çoraplarımı yaktım, bilgisayarımı bozdum, takıldım düştüm, otobüs şoförleriyle ölesiye kavga ettim, mutfak giderini bozup heryeri su yaptım, odamın camına komple naylon gerip yüzlerce raptiye kullanmak suretiyle camları kevgire çevirdim…Bunların hepsi öyle pek umursamadığım, gülüp geçtiğim sakarlıklardı. Daha önce de memlekette ettiğim haltları saymıyorum. Tencere patlatmışlığım, yemek yakmışlığım, 3. kattan aşağıya don düşürmüşlüğüm falan vardır. Bunları anlatıp iyice sakar ergen etiketine yapışmak istemiyorum. Yalnız bu defaki yenir yutulur cinsten değil. Şöyle ki:

Pazar günü seminer dönüşü, sobamın kovasını boşaltmak istedim. Tuttum kovayı balkona götürdüm. İçinde hala ıvıl ıvıl yanmaya meyilli bir kor olduğunu gördüm, umursamadım. Tam da tehlike burdaymış meğer, ben ne bileyim! Aldım içindekilerle birlikte kavak ve kozalaklarımın bulunduğu devasa kolinin içine biyere boşalttım. İkinci hatayı da burda yaptım. Yaparken de düşünmedim değil: ‘Yahu bunlar bi tutuşursa yandığımın resmidir.’ Ama şansıma o kadar güveniyorum ki, yepyeni süper bi kova hazırlayıp sobamın yolunu tutuyorum. Balkon kapısını da kapatınca orda kıyamet kopsa duymazsın zaten. Kendi kendime eğlenip uykuya dalıyorum ve taa sabah genzimdeki acı duman kokusuyla uyanıyorum. Kalkıp bakıyorum ki ev dumanaltı. Şeytan beni kolumdan tutup o dehşet manzarayı görmek için adeta balkon acmının önüne sürüklüyor. Ben sabah manzarasına hayran hayran bakarken birden balkon bana çok karanlık gelmeye başlıyor. Rengi böyle acımsı bir kahverengi olmuş. Kapıyı açıp dışarı çıkmamla birlikte küçük dilimi de yutuyorum. O cağnım oduncuklarım, koccaman odun kolim, kozalaklarım, hepsi bir yığın kül olmuş da incecik dumanıyla beni selamlıyor edepsizler. Başımı kaldırıp balkona baktım. Duvarlar yanmış, tavan yanmış, karolar afet-i azam… Allahım sana geliyorum!
Hemen pratik türk zekası ile zaten sönmeye niyetli olan kül birikintisine defalarca su döküyorum, bir yandan da panik, bir yandan o rezalet duman kokusu. Ölmeme ramak kalmış yahu! Ne demeli bilmiyorum. Az daha yansa mutfakla birlikte apartman da yanacak. Kapı pencere zaten ahşap…
Herşey yanmış şok haldeyim anlatamam halimi.
O halde hazırlanıp okula gidiyorum, çenem düşük herkese anlattım tabi. Dalga geçtiler beceriksizliğimle; evet…
Okul dönüşü ev sahibim kapıda karşıladı. Bahçeden görmüşler balkonun kapkara olduğunu… Her evsahibi gibi biraz bozuk ama çaktırmıyor. Yarın tez badanalayım, üzme kendini felan diyor. Evdekiler dahil kimseye söyleme, büyümesin olay diye teselli ediyor. Sağolsun, moralimi düzeltti. Olay yeri inceleme yaptık, yarın badana yapılacak. Ucuz atlatmışsın diyorlar, gerçekten de öyle. Az birşey sağ tarafa sıçrasaydı alevler; Agonya bölgesini yakan öğretmen olarak nam salmış olacaktım.
Bir ünü daha kılpayı kaçırmanın rehaveti var şu an…

“Romayı da yakarım ben!”

6 Yorum
  1. 5 Ocak 2009 saat 22:20 arzu diyor ki:

    Canım çok geçmiş olsun. Büyük tehlike atlatmışsın. Daha dikkatli olmalısın dicem ama sen bunu zaten biliyosun. Kendine dikkat et de bizleri bu güzel yorumları okuma zevkinden mahrum bırakma (Biraz bencilcemi oldu:)

  2. 7 Ocak 2009 saat 23:12 Mizanger diyor ki:

    Neslihan abla geçmiş olsun valla seninde başından film çekilecek kadar olay geçmiş yapımcılarla felan konuşalım :D Film Adı ” Öğretmen Hayatı ” :D hadi yeniden geçmiş olsun kendine iyi bak ;)

  3. 8 Ocak 2009 saat 15:23 Neslihan diyor ki:

    Sorma valla :)
    O film çekildi; gösterime bile girdi. Yazan, yöneten, oynayan ben.. :D

  4. 8 Ocak 2009 saat 18:18 kazım (ama uçamıyorum :p ) diyor ki:

    en yakın arkadaşım, kız arkadaşıyla hoş vakit geçirecek. tabi nerede, yalnız yaşayan benim evde.. hava çok soğuk, annem sobayı bir gün öncesi yakmış hala kor var sobada. bizim azmışlar üşümesin diye soba yakmak gerek, iş başa düşmüş.. kömür atıyorum biraz üzerine, sonra annemden gördüğüm kadarıyla ortasına maşa ile bir delik açıyorum, aşağıdan kor görünüyor. akıllıyım ya, hemen tutuşsun diye kolonya döküyorum açtığım delikten ateşe. ama kömür bi türlü tutuşmuyor. bekliyorum, bekliyorum.. bizim azgınlar sabırsız, olsun diyorlar, yanmasa da olur. yahu nasıl olur, sizin ateşiniz tavan yapana kadar çıplak bedeniniz buz tutar. inat ettim yakıcam, biraz daha kolonya dökmeliyim galiba.. döküyorum kolonyayı, hala tık yok sobada. söndü mü ki diye kafayı uzatıp ateşe bakmak istiyorum.. bi alev topu yükseliyo, ısınan alkol yanarak yükseliyo sobadan. yüzümde bi sıcaklık, anlatılır gibi değil. gözlerimi kapadım patlayan flash çok güçlü zira.. eh bozuk çıkacak resim, kapadık artık gözleri.. yanmış tabi kaşlar, kirpikler, saçın ön kısmı.. hatta burun kılları (iğrenç bi koku) yanık ya hani kirpikler, birbirine çatal olmuş, açamıyorum gözleri yeni doğmuş çocuk hesabı.. arkadaşlar çıka geliyo diğer odadan.. hayırdır??? elinizin körüdür.. uçkur sevdanız haritamı değiştirdi işte böyle..

  5. 8 Ocak 2009 saat 20:16 Neslihan diyor ki:

    Senin hikaye benimkini sollamış valla ne diyim kazım kardeş:) Bıraksaydın da donsalardı edepsizler :D

  6. 13 Ocak 2009 saat 14:22 Doğan diyor ki:

    :) ) Gülsem mi ağlasam mı anlamadım; ama geçmiş olsun kanka :) )
    En çok takıldığım konu “3. kattan aşağıya don düşürmüşlüğüm falan vardır.” cümlesindeki donun rengi :) ))

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

  • Murat: Aynen abla bir sürü...
  • Serdar: Tavsiye bağlantı olarak...
  • Murat: aslında abla dünya çokta...
  • Erzurumlu: kafana takmışın :D
  • Neslihan: Nihal: Tavsiye...
 

    Cesaret dedigin sence nedir?
    Anket Sonuclari