My home, sweet home :)
Yorucu bir yolculuğun ardından evimize geldik. Evet geldik ama ne beter süprizlerin bizi beklediğini tahmin bile edemedik. Giderken dip-köşe heryere sıktığım sinek ilacinin etkisiyle heryerde milyonlarca sinek ve bilumum haşarat ölüsü ile karşılaştım. Balkonumda kuş ölüsü buldum, mini çöp konteynırımın içinde kalan minimize çöpçükler küflenmek suretiyle bi hoş kokmuş, toz bir karış olmuş…Evimin içinde kuş gezmiş (nerden girdiyse), sağda solda imzasını bırakmış. Sanırım balkonda son nefesini vermiş, çok üzüldüm. Neden dışarda ölüyosun anlamadım ki, madem çıkabildin neden yuvana dönmedin? Neden özgürlüğün ucunda öldün?
Ertesi güne kadar pisliğin içinde yaşayabileceğime kanaat getirdikten sonra ufak tefek temizlik girişiminde bulundum ama çok yorgundum, gerisini hatırlamıyorum.
Okuluma gittim. İlk iş gününde okulu açan yine Setoş’la ben olduk, bütün öğretmen arkadaşlarımız bizden sonra geldiler. Biz de kapıdan geleni şöyle bi süzüp ‘aaa zayıflamııışş, anaa noolmuş bölee’ gibi yorumlar yapıp eğlendik. Evet çogu zayıflamış. Ramazanın ilk haftasında süzüm süzüm süzülmüşler. Ben de zayıfladığım yönünde duyumlar aldım, kısmen sevindim.
Öğle saatlerinde eve geldim, oturmak dinlenmek nedir bilmeyen anneme çeken genlerim hemen harekete geçti, o dakikadan itibaren dip-köşe, köşe bucak neresi varsa başladım. Eşyalarımı yerleştirdim, yan odaya geçecek taşınabilir eşyaları taşıdım, yerleri süpürdüm, sildim. Çok ama çok yoruldum.
Ama bitti sayılır. İşi gücü bitirip derin bir oh çekip kumandayı eline almak gibisi yok yahu. Çizgi filmlerde duyduğum üzere:
‘Home sweet home’ diyorum. Bu da bitti sonunda…
Ee artık beklerim sizi de..
Ahaha, şimdi temizlik zamanı
güzel ve seksi
Evim di mi? Evet öyledir :=)