Neslihan

Zarif, sağlam, esnek

Kapanan bir kapı, açılan bin kapı…

Haziran2

Hayat yolu tesadüflerle dolu değil mi? Hepimiz biliyoruz. Bazen öyle değişik şeylerle karşılaşıyor ki insan; ‘kader’ denen kavramın ensenizin dibinde nefes aldığını hissediyorsunuz.

Hayatım boyunca kimseyle husumetim olmadı. Bundan adımın baş harfi kadar eminim. Hiç ama hiç kimseyle bir- iki saatten daha fazla kırık kalmayı başarabilmişliğim yoktur, hiç beceremedim kin tutmayı. Çok severim bu yönümü. Huzur denen olay burda başlar genelde. Aksi halde ömrünüz, törpülediğiniz tırnak gibi kaybolur, tükenir.

Çok uzun zaman önce bir yazı yazmıştım, çok fevri bir anımda, çok da üzerinde durmadan yazdığım bir yazıydı, bir öneri niteliği taşıyordu. Burdan yayınlamıştım. Tesadüf eseri bir öğretmen arkadaşım, yazıyı ve içeriğini okumuş, bir hafta kadar önce yazıda bahsettiğim durumdan ötürü -ki kendisi ile ilgili peşin hükümle çok üzerinde düşünmeden yazdığım bir iki kaba tabir bulunduğundan- bana kırıldığını, yazıyı silmemi istediğini söyledi. O anda anımsamadığım yazıyı birkaç dakika sonra hatırladım, bende en az onun kadar üzüldüm, kendime kızdım. Çok ama çok hatalıydım. Eve gelir gelmez de yazıyı sildim. Fakat Onu öyle üzmek, belli etmek istemesem de kafama çok takıldı, tam anlamıyla hicran oldu.

Kendisinden af diliyorum, tamamen düşüncesizliğimin eseridir. Hakkında o gün dışında kesinlikle öyle saçma yargılarda bulunmadım/bulunmadık. Yüzyüze konuşamayacağım bunu belki ama, okursun biliyorum. Biz seni her halinle seviyoruz. Sadece hissettirmiyoruz, emin ol…

Yazıyı sildim, aynı saatlerde bir  mail aldım. Bir önceki hafta, birazdan başka bir yazı ile anlatacağım küçük bir hayır organizasyonu yapmıştım, gelen mail bununla ilgiliydi. İsmini burdan vermek istemediğim bu hayırsever arkadaşımız bana blogumu ‘bir konu üzerinde araştırma yaparken tesadüfen rast geldiğini, az önce bahsettiğim ÖNERİ yazısı ile karşılaşıp, bu yazının kendisine tokat gibi çarptığını ve önermediğim o konu beraberinde kısaca blogumu gezip, böyle bir işe karar veridiğini’ yazmıştı. Bahsettiği yazı, az önce sildiğim yazıydı.

Maili Okur okumaz, iyi ki yazmışım, iyi ki silmişim arası gel-gitler yaşadım. Şoktaydım.

Yazmasaydım, arkadaşımın o denli üzülmesine neden olmayacaktım…

İyi ki yazmışım ki, o yazı sayesinde onlarca yüz güldürdüm.

Bu ikisi arasında dakikalarca düşündüm, işin içinden çıkamadım. Bahsettiğim ‘kader’ tam da ensemde, soluk soluğa bana ‘hayatın tam ortasında, çemberin tam merkezindesin’ diyordu.

Tesadüfler ve insanlar…

    11.04.2010 Tarihinden Bu Yana :
  • Bu yazı bugün 2 kere okundu
  • Bu yazı küllüm de 299 kere okundu

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

 

    Tatile nereye gidenlerdensiniz?
    • Add an Answer
    Anket Sonuclari