İyi ki Doğdun DA :)
Haftalar öncesinden düşünmeye başladım. Ne alsam?
Şimdi aynı ilde olsak neler yapılır, ne sürprizlerle kutlanır ama; adam Türkiye’nin öbür ucunda…Mecburen hediye alıcaz kargoyla göndericez. Ama ya gecikirse, ya tutup da başka yere götürürse? Ya yolda hasar…?
Düşün Neslihan düşün…Ne yapabilirsin…
Son bir hafta…Artık hediye de alamazsın, gönderemezsin, çok geç. Başka çare düşün…
Son üç gün. Bir sabah aniden geldi aklıma. PowerPointte slayt hazırlayacaktım. En rezil fotoğraflarını koyacak, yerin dibine sokacak cümleler yazacaktım. İşte bu
Dahiyane bir fikir.
Hemen nasıl yapacağımı düşündüm. Bana gönderdiği, kimselere göndermediği fotoğrafları vardı. Masaüstünde şahsına münhasır Klasör açtım, koymayı düşündüğüm fotoğrafları içine attım, fakat elimdeki rezalet yetmezdi…Facebook’una girdim, albümlerde beğendiğim fotoğrafları seçtim seçtim attım klasöre. Sonra metin düzenlemeliydim. Bütün yeteneğimi ortaya dökerek bilindik en belirgin özelliklerini düşündüm. Heyecanla elime kağıt kalem aldım, kullanacağım metinleri tek tek yazdım, yanında kullanacağım fotoğrafları seçtim, kağıt üzerinde işaretledim.
Zaman daralmıştı ve ben bunu yetiştirmeliydim. İşlem esnasında beceriksizliğim dolayısıyle yardıma ihtiyacım olursa bu kişi kesinlikle O olmayacaktı. Bu yüzden bütün terslikleri önceden hesaplamalıydım. Başladım…İlk iş olarak seçtiğim fotoğraflara bir bir yazı ekledim Photoshop’ta.. Bu bir günümü aldı. Bana iki gün kalmıştı. İkinci olarak Powerpointte başladım; fakat hiç güzel olmuyordu. Hevesle başladığım çalışmayı yarıda kestim. Hevesim kaçtı, hiç beğenmedim…
Sonra video paylaşım sitelerindeki klipler aklıma geldi. Dedim millet yapıyorsa ben neden yapamayayım?
Okuldaki Bilgisayar Hocamıza danıştım. Bildiği bir program olduğunu söyledi, belleğim aracılığı ile attım, fakat programı virüslü ortamdan geldiği için kuramadım. Kendisine bir daha sormak istemedim ve kredimi diğer hocada denedim. O da kendi bildiği Programın adını unutmuştu. 3 teneffüs boyunca psikolojik baskı yaptım, başında bekledim. Sonunda öğle arası internetten dandik bir program indirdi, kurdu, bana nasıl yapılacağını gösterdi. Ben de birkaç deneme yapıp başarısızlığa uğradım çünkü kayıtta ve sonrasında sorunlar veriyordu Demo olduğu için. Ve gösteri esnasında da sarı bir şerit bütün fotoğrafları rezil ediyordu. Mükemmeliyetçi kişiliğim bunu kabul edemezdi.
Çaresizdim. Onu o şekilde yapıp gönderecektim. Eve döndüm, Yastığa gömdüm kendimi, birkaç dakika düşündüm.
Sonra bir ampul yandı beynimde. Aklıma süper ötesi bir fikir gelmişti.
Google’de arattım Slayt Show Programlarını; birini seçtim indirdim kurdum. Bütün fotoğraflar, dizgiler, herşey hazır ve sıraya konmuş olarak kaydedildiği için, hemen başladım gösteriye. Herşey normal gidiyordu, hemde movie dosyası olarak da kaydediyordu cağnım programım… İki bilgisayar hocasının beceremediği şu küççük olayı ben 5 dakkada çözmüştüm. Bu da bizim manyağın şansına deyip, hızlıca devam ettim.
Son birkaç saat kala bitirdim, geçişleri fotoğraftaki etkiye göre ayarladım, zaman aralıklarını ince ince hesapladım. İki gün önce bütün reklam müziklerini didik didik arayıp sonunda The Beatles’ın ‘Let it be’ şarkısını da çok sayıda aday içerisinden uzun uğraşlar sonunda seçip, indirmiştim. Hazırdı; Bunu da ekleyip şahane gösterimin son rötuşları üzerinde çalışmaya başladım.
Ümran uğradı, onunla birlikte izledik, çok duygulandı. ‘Biri de bana böyle bir hediye yapsa çok mutlu olurdum; doğum günüm 23 ekim’ dedi, mesajını verdi ve koşuya gitti. Ben ise kalan işleri ve son denemeleri bitiriyordum, evde kaldım. Artık içim dışım Doğan Aydın olmuştu. İllallah demiştim kendisinden; itiraf ediyorum.
Saat yaklaştıkça süprüz bozulmasın diye hiçbirşey hissettirmiyordum. Ufaktan anlamıştı aslında ama yalanla dolanla üstesinden gelmeye çalıştım.
Saat geldi, kendisine dosyayı attım, bir de abzürd fotoğraflarını koyduğum için nasıl tepki verecek diye ifadelerini de canlı canlı seyrettim. O, yüzündeki tebessümle izlerken ben de çok mutlu oldum. Tam da istediğim buydu.
İşte o video:
Bütün pis işlerimi hallettiği için, bana en zor zamanlarımda moral verdiği için, hiçbir zaman ‘Hayır’ dememeyi öğrettiği için, herzaman moralize ettiği için, hayatıma renk kattığı için Ona çok minnettarım ben…
İyi ki tanıdım seni kankam…İyi ki doğdun sen.
Hayat seni hep mutlu etsin, gülen yüzün hiç solmasın. Hiç yakışıklı olmazsın çünkü o ifadeyle.
Yav dün yeterince mutlu olmuştum ben, şimdi daha bir mutlu oldum. Sen neler çekmişin kız öyle, insan benden yardım ister. Yoksa beni bilgisiz mi sandım
Tekrar tekrar çok teşekkür ederim kankam, iyi ki varsın