İndim çeşme başına
Sıcaklar bastı basalı sabah uykularım bilumum motor sesleriyle delik deşik ediliyor. Ben de son zamanlarda neden acaba rüyalarımda kendimi motor tepelerinde görüyorum diye düşünmeye başlamıştım, bundanmış.
Geçen haftalarda liseli öğrencilerimle sohbet ederken bu şikayetimden söz ettim. Dedim ki; benim evin ordan sabahın beşiyle yedisi arasında o ilkçağdan kalma motoruyla her kim geçiyorsa uyarın; yemin ederim bir sabah alnının çatından vuracam onu, dedim. işte sonuç! O zamandan beri motorla penceremin altından geçenlerin sayısında büyük bir artış oldu.
Böyle böyle her sabah benzer kıyametçiklerle uyandırılıyorum. Bu sabah da kalktım, güzelce giyindim, kahvaltımı yapmadım. Bu ara çeşmelerden lağım suyu aktığı için bir haftadır sadece okulda hazır su tükettiğimden, iç organlarımda kısmi bir kuruma gerçekleşmeye başlamıştı. O kadar inatım ki; çeşmeden akan suyu içmiyorum ama başka su da içmiyorum, bunu kendime nasıl öğrettiysem ‘şartlı susamama’ yaşıyorum. Evet, susamıyordum. Ev sahibim bunu farketmiş gibi bir akşam uğradı, ‘ölecen yavrum susuzluktan al eline bir bidon da git karşı çeşmeden su doldur, ordan temiz su akıyor; daha bi kere bile zahmet etmedin inmeye’. demek istedi. Ben de hazır pazara gidecekken su da doldurayım dedim. Benim için farklı bir deneyim olacaktı.(!)
Karşı çeşme tam yavuklum Memetin evlerinin önü. Kafamı kaldırırım da gözgöze geliriz mazallah diye elimde koca bir pet şaşal, başım önümde gölgemi izlerken şişeyi sallaya sallaya gidiyorum. Çeşmeyi açtım, şişeyi yıkıyorum sallıyorum felan, böyle baya eğlenceli geldi. Bi yandan da pazara gidicem havam sönmesin; ay üstüne işemiş demesinler diye, ıslanmamaya çalışıyorum. Doldurdum şişeyi ama içimde bir huzursuzluk var. Bir çift göz beni izliyor gibime geliyor. Bunu ne zaman hissettimse hiç yanılmadım ama gelen geçen de yok. Şişenin kapağını kapattım, ohh be bitti işkence diye düşüne düşüne sapından kavradım. Bir adım attım; şişenin sapının çaat diye kopmasıyla ayaklarımın dibine düşüp takır takır yuvarlanması bir oldu. Hem üstümü ıslattı adi şişe, hem de benim için çok önemli olan tutmaçı kırıldı. Başka tutacak yer de yok anam, eviriyorum çeviriyorum kaldıramadım şişeyi. Yuvarlayıp duruyorum çamurun içinde. İyice battı her yerim, hem de bembeyaz iskarpinciklerim de çamur oldu böyle nasıl sinirlendim ben… O sırada hala beni biri izliyor, hissediyorum.
Amaaann dedim, canıma tak etti böyle çamurlu şişeyi herkül gibi gövdesinden tuttum kaldırdım. Yüklendim gidiyorum Elif Ananın kağnıya kurşun taşıdığı gibi. Hemen arkamdan ayak sesleri. İrkildim! İşte buydu bir saattir beni izleyen! Gözlerimi kıstım, kaçmasın diye ani bir hareketle başımı arkaya çevirdim. Koluma da kundaklayıp yatırdığım 5 kiloluk şişeyle birlikte döndüm.
Yavuklum Memetkarşımda! Ulan kimbilir hangi andan itibaren süzüyor beni. Böyle bi beceriksizliği gördüğü için ayrıca sinirlendim adama. O değil de adamın 2 senedir belki de gözünde büyüttüğü hatun, 5 kiloluk şişeye çeşmeden su doldurmayı beceremeyen bir zavallıydı. Bu karı süt de sağamazdı, tarla da ekemezdi, meze de yapamazdı, çocuk da doğuramazdı. Onun hayallerinde artık benim yerim yoktu! Şalvar bile giyemezdi belinden düşürür ele güne rezil ederdi kocasını…
Benim tarafa esaslı bi balgamla tükürmediği kalmıştı nerdeyse, öyle hisettirdi sessizliği bana. Utandım ondan, önemsedim onu demek ki!
Yürüdüğüm 15 saniyelik yol, bana dünyanın merkezine inmek gibi geldi. Böyle ben önden önden gidiyorum ex-yavuklum da bir iki adım arkadan geliyor sessiz sessiz. Dünyada başka kimse yok o an, öyle bir utanç yok. Gidecek gaavede herkese söyleyecek, ‘küçücük şişeyi düşürdüğü yetmedi bide yerden kaldırmak için nerdeyse takviye kuvvet çağıracaktı höğ höğ höööğğğğ’ diye…
Allah iyiliğini versin okurken çok güldüm

Hocam çoğumuzda bu vardır,hayatı istediğimiz gibi yaşma ve insanlara karşında da hata yapma hakkımız var.Çünkü karşımızdaki insanalar uzaydan gelmiş üstün kişiler değil sonuçta.Karşındaki ne düşünür kendimizi yediğimiz çok oluyor.
Takmayın kafanıza
Ama mehmet’i hayal kırıklığına uğratmışsnız ona bir şey diyemem
rezil arkadaşım benim (:
okurken ben utandım
Osis: artık bana sümüğünü atmaz alain delonum
Mrt: Sağol hacı, ben de seni…
ah yawrum sen istanbul’a gelince ilk işimiz bi çift kulak tıkacı almak olsun o zaman
motor sesi seni rahatsız ediyosa bilemiyorum artık burda ne sesi rahatsız etcek?
bilimum araba motoru yetmiyomuş gibi onların klakson sesi, halısını itina ilen tepemize silkeyen çok titiz hanım teyzeler, kazı çalışmaları, küççücük esnafın bangır bangır müzik yayını vs vs…..
ya da dur sana belgrad ormanlarından bi ev tutalım yanına da verelim bi “yaban” suyunu da getirsin odununu da kırsın sessiz sedasız yaşayın ahahahahahah….
Tercihlerimi iptal ettirmek için çok mu geç acaba??
Yahu arkadaş olacan bide, vaadettiğin şeye bak! Gelmiyorum oynamıyorum ben !
İnsan elindeki suyla Memeti yıkardı düşüncesiz karı seni :=)
Yarım aklı var zaten onu da yarım şişe suyla boca etmek istemedim.
offff nesli öldüm gülmekten. senin yazılar çok güzel bir de arkadaşlarının yorumları eklenince daha da bir güzelleşiyorlar
Blogum sizlerle güzel kelebeğim
selam