Delirmek üzereyim
Allah’ım! zaman su gibi geçsin, seçim olsun, kimi seçerlerse seçsinler, ama yeter ki korna basa basa gezen seçim otobüslerinin yarattığı ızdırap sona ersin n’olur… Hani geçen konvoy hangi partinin bi bilsem de ona göre karar verebilsem neyse de, bastığı kornadan ‘Hımm! Şu ÇFP’nin otobüsü sanırım, pek de güzel kornası varmış, ben oyumu buna vereyim’ diyeceğim. Ama anlamıyorum ki hangisi geçiyor.
Bir de odun kömür dağıtmadılar o zoruma gitti. Beyaz eşyam da yok, evim takır takır…Biri de çıkıp demedi ki, al bunlar senindir, hayrını gör. Ben de oy felan vermiyorum işte, yarın Çanakkale’ye gidiyorum Ümranla. Geldiğimde bitmiş olsun şu kabus, yoksa parti binalarını; pardon; parti kahvehanelerini basıp ‘Yeteeeeeeeeeeeeerrr!’ diye sesimin en güzel tonuyla bağıracağım.
Burası böyleyse metropoller nasıldır diye düşünmekten de alamıyorum kendimi. Gerçi; burada bir cadde var, oralarda yüzdeye vursan bir caddeden günde 1 kere ancak geçebiliyorlardır. Burada 1 caddeden 5 parti ile hesaplarsak; günde 200 kere geçiyorlardır. Abartmıyorum, doğru…
Allah’tan ki yarın akşam burda değilim. Yollarda olacağız Ümran kankamla…
Bekle Çanakkale, nasıl geçiyoruz seni; gör
Valla televizyon izlemediğim için geçirdiğim en gürültüsüz patırtısız seçim dönemiydi. Ha arada haberlerde kişilerin yalanlarına az sinirlenmedim değil; ama bulunduğum ilçede hiç gürültü patırtı yoktu.
Bazen 3erli bazen 5erli gruplarla; ama geçen CHP’den oy istemeye geldiler çok güldüm. Kapıyı bir açtım 30 kişi, hepsi birden “Beni seç beni seç” der gibi gözlerimin içine bakıyorlar
)))
Burada işler daha garip, partilililer ev ev dolaşıp oy istiyorlar.