Neslihan

Zarif, sağlam, esnek

Olmasaydı sonumuz böyle

Ocak19

Heyytt! Ulennnn! diye bağırarak açayım mı yazıyı?

İçip içip meydanlara dökülesim var. Sirtaki yapma bahanesiyle binlerce tabak kırasım, yoldaki taşları sayasım, elime sapan alıp camları taşlayasım felan…

İçim sıkılıyor böyle kimseyle konuşasım yok. Millet de diyor ki ne ettik biz sana neden konuşmuyosun. Halbuki alakası yok. Susmak geliyor içimden. Aldım elime bir kitap, başımı hiç kaldırmadan okuyorum. Kamburum çıktı artık. İçim karardı romanı da sevmedim ama şu sıra iyi gidiyor. Bi de fonda Ahmet Kaya’nın ‘olmasaydı sonumuz böyle’ söylüyorum. Taşlar yerine oturuyor. Ağlamakla aram yoktur. Buna karşın gülme refleksim azaldı. Kalp atışlarım… Ellerim soğuk, içim yanıyor. Oturdum geçen akşam, nazımın geçtiği hangi arkadaşım denk geldiyse aradım, sataştım, üste çıktım, kapattım telefonu. Yetmedi gereksiz gerilim çıkarttım başka arkadaşımla da tartıştım. Ertesi gün mesafeli kaldım diye bir başka arkadaşım trip yaptı. Eve geldim yanan sobaya soktum elimi, yaktım, baktım canım acımıyor. Kağıt kesti parmağımı sınıfta, kanadı, çocuklar bakamadı ben gidip sarmak bile istemedim. Bıraktım aktı biraz. Devamını okuyun »

Domates Reçeli

Eylül5

Dün akşam iftarda Ümran kankam misafirimdi. Balkona attık masamızı, bir yandan yemeğimizi yerken diğer yandan sohbet ediyorduk. Aniden ciddileşti, yamuk oturduğu sandalyede oturuşunu düzeltti. Cebinden telefonunu çıkarttı, masaya koydu. Oldukça ciddi bir ses tonuyla ‘Neslihan’ dedi.

O öyle yapınca ben de ciddileştim. Ne diyeceğini çok merak etmiştim. Hayatının itirafını da yapabilirdi, benle ilgili çok önemli bir tespitte bulunabilirdi, ya da hayatımın heyhat gidişatını güzelleştirecek çok önemli birşey de söyleyebilirdi.

-Söyle canım, dedim. Bütün dikkatin yüzüme odakladı ve: Devamını okuyun »

Elveda…

Haziran26

Önce derslerin, sonra da kuluçkada bekleyen tavuklar misali oturarak geçirdiğimiz seminer döneminin bitmesiyle biz de sonunda memleketimize kavuşacağımız saatleri saymaya başladık.

Koskocaman bir seneyi çok güzel anılarla geride bıraktığımı düşünüyorum. Zaman zaman gerildik, zaman zaman eğlendik. Üniversite yıllarımı aratmayan tatlı hatıralar bırakıyorum burda. Gittiğimde çok özlerim biliyorum ama şu anın gerginliğini üzerimden atmak için buralardan böyle ceketsiz kaçmam lazım. Saat geçmez oldu okulların kapanmasıyla. Bu da ister istemez herkeste bir gerginlik, boşluk, can sıkıntısı yaratıyor. Eğitim ne kadar şartsa, savunuyorum ki tatil de şart. Psikolojisi sağlam öğretmenler lazım caağnım ülkemin minimini çocuklarına.

Neyse efenim, yarın öğleden sonra karşılama komitesi eşliğinde acizane yazlığımıza doğru gidiyor olacağım. İnternet olmadığından burayı takipleyemem bir süre. Kafamı toplayayım, bomba gibi gelicem, söz.

Sii yuu! :)

Bitti mi ‘BİR’ koca sene?

Haziran12

Bütün bir eğitim-öğretim yılı, an itibariyle son bulmuştur arkadaşlar. Buruk bir sevinç, tuhaf bir hüzün var beldemizde.

Kimi sınıfta kaldı, kimi Ş.Ö.K (Şube Öğretmneler Kurulu Kararı) ile geçti, kimi takdir teşekkür aldı.

Kimi yıl boyunca çalıştı, kimi motor üstünde dolaştı, kimi okula uğramadı…Sonuçta herkes ektiğini biçti.

Bense öğretmenliğimin ilk senesini devirmiş olmanın şaşkınlığı içerisindeyim. Görevime başladığım günü, dün gibi hatırlıyorum. Ne tuhaftı okul, öğretmenler odası, öğrenciler…Herşey yabancıydı bana. ‘Bir sene nasıl biter burada‘ diyordum ama bugün, ailemden ayrılıyormuş gibi burkuldu içim. Çocuklarım mezun oldular. Ağladılar omuzumuzda, sonra yuvadan uçtular. Tarifsiz bir duygu.

…………………… Devamını okuyun »

Örümcek Korkusu

Mayıs9

Herşey küçüklüğümüzde o iğrenç korku filmini 3 küçük kardeş oturup izlememizle başlamıştı. İnsanlar örümcekleri başta önemsemiyorlar, ezip geçiyorlardı. Fakat bu küçük yaratıklar toplanıp örgütlenince, söz konusu amerikan kasabasında yüzyılın felaketini yaşatmak suretiyle dehşet sahnelerini beynimizde kazımışlardı. Halbuki aynı filmi geçen yıl tekrar izlediğimizde gülmekten çenelerimiz ağrımıştı çünkü, film oldukça amatördü aslında. ‘Bundan nasıl korktuk biz ne safmışız ‘ dedik güldük geçtik. Ama muhabbetten sonra hala içimizdeki o korkuyu atamadığımızı farkettik.

Bahar geldi, Nisan ayı itibariyle bütün tabiat canlıları hayata tekrar geri dönmeye başladılar tabi. Kelebekleri özlemiştim, uğur böceklerini özlemiştim ama samimiyetimle söylüyorum ki; örümcekleri hiç ama hiç özlememiştim. Hayır gerçek tabiat alanları bağlık bahçelik bölgeler değil mi bu hayvanların? Öyleyse neden evlerde üreyip çoğalmayı, konuşlanmayı tercih ediyorlar anlamam. Bu insanoğluna haksızlık, onlara değil…Bu nedenle öldürülmeleri caizdir diyorum efenim. Bizzat katletmekten pek müteessir olduğumu da söyleyemeyeceğim. Kolaysa filmdeki gibi dev anası bir yaratıkla gelsinler bakalım karşıma.

Daha az önce temizliği bitirmiş, bunalım şarkılarımı açmış, biraz da uzanmış dinlenmekteydim ki, boyutça ufak ama oldukça kaslı ve kıllı, tipik türk erkeği şeklinde bir örümcek tavandan aşağıya doğru yol almış bana, hatta alnıma doğru iniyordu. N’oluyoruz dedim fırladım hemen. Baktım inatla inmeye devam ediyor. Sen misin en hassas olduğum yerde bulunan? dedim, cevap vermedi. Ben de çekmeceden aldığım gibi sinek spreyini, yüzüne yüzüne sıktım. Allah yarattı demedim itiraf ediyorum. Ben genelde öldürdükten sonra üzülüyorum çünkü. Neyse sıktım, sersemledi. Yakından inceleyemedim ama oldukça kıllıydı. Demekki bu bir tarantulaydı. Hemen ağlama moduna girdim çünkü bu türlere karşı korkum bildiğinizin, hesapladığınızın çok üzerinde. Ne yaparım diye düşündüm. Havada olması bir avantajdı benim için. Hemen aldım kalınca bir peçete ve içine aldım. Bulunduğu kısma değmemeye gayret ediyorum, eğer elimde hissedersem yere atar kaçarım, bu da evden taşınma nedenim olur. Peçeteyi şevkatle tuttuğum gibi yanmakta olan sobaya ilerledim. Sobaya atmaya niyetlendim ama, O da Allah’ın yarattığı bir canlıydı. Kıyamazdım. Ama salarsam ilk geleceği yer yine aynı yer olacaktı bu sinsi hayvanın. İkisi arasında birşey yaptım, sobanın yanmayan kısmına bıraktım peçeteyi ve kapattım. Muhtemelen yanmıştır orda ama ben yakmadım bizzat. Bu da beni günahkar yapmaz değil mi? Mantıklı değil mi?

Attım ama vallahi billahi üzülmedim değil. Ama üzülmem bundan ötürü değil. Şimdi bunun yedi sülalesi filmdeki gibi intikam almaya gelir de canıma okurlar diye korkuyorum. Bunlar tek seferde onlarca çoğalan yaratıklar, kesin 3-5 kardeşi daha buralardadır. Kendimi kollasam iyi olur.

Yanmış mıdır orda acaba?

« Eski YazılarYeni Yazılar »

    Tatile nereye gidenlerdensiniz?
    • Add an Answer
    Anket Sonuclari