Neslihan

Zarif, sağlam, esnek

Yılın Stajyeri

Şubat16

Şahıs: – İyi günler. Okul Müdürüyle görüşecektim ben?

Ben: – Kendisi şu an Bayrak töreni için bahçede, birazdan burda olur.

Şahıs:- Müdür yardımcısı nerde?

Ben:- O da bahçedeydi sanırım.

Şahıs: – Bu nasıl okul kardeşim? Aradığımız adamı yerinde bulamıycak mıyız biz?

Ben: – Şeyy efendim, aradığınızı iletirim, kiminle görüşüyorum?

Şahıs: -İlköğretim müfettişi Mustafa D…. ! Ararım birazdan! (Paaatt!!!)

Sabah güne böyle bir diyalogla başlamıştım, sinirim bozulmuştu hafiften. Havalar soğudu ya, Bayrak töreninde donmayayım diye bebelerle birlikte girmiştim içeri, ne bileyim okulun telefonu çalacak da, etrafta benden başkası olmayıp; bu kutsal görevin bana kalacağını!

Telefonla konuşmam biter bitmez koridorda yakaladığım müdürüme ispiyonladım olayı. Hemen de  bozuldu; ‘törene inmesek o da olay olur, boşver, bi daha arasın’ dedi. Yüz buldum ya müdürümden, mutlu oldum. Sevine sevine dolanmaya başladım. Bikaç dakka sonra olay ortaya çıkmış, bunu da en son duyan ben olmuştum tabii.

Çok pis işletmişti beni müdür yardımcım. Arayan ilköğretim müfettişi modundaki oldukça aksi kişilik meğersem bizim müd yard’mış!

Herkeste bir hafif alay vardı sanki, ’sen bunu nasıl yedin? Nasıl oldu da sesi tanımadın? Pis stajer hahahaaa’ şeklinde çınlamalar başladı kulaklarımda. Müdürüm pis pis sırıtıyor: ‘Mustafa D…. şu bizim 7 lerdeki öğrencimiz, çok yaramaz olan çocuk değil mi yaww??:)’ !

Bak işte, adam öğrencinin adını vermiş, bende hala jeton düşmemiş! Bi de öyle yalancıyım ki; müdür  yard ımcısı törende dedim adama. Yaptığım bu nacizane savunma amaçlı yalancık da olmasa durumu nasıl kurtarcaktım Allah bilir!

Bütün günlük mevzuu bahisleri bu eşşek şakası üzerineydi hepsinin. Bu pis şakanın en yakın zamanda rövanşını almazsam bana da ‘Pis Stajer’ demesinler.

Demesinler kardeşim! Herkes yerinde bulunsun! Telefonlarını ellersem bi daha…!

Kasımın EN Güzel Günü…

Kasım24

Dünyanın en güzel, en erdemli, en vefalı mesleği olan öğretmenliğin en güzel günü; en mutlu günü bugün…Çok farklı, bambaşka bir heyecan. Bütün öğretmenler için…
Ben de ilk defa yaşadım bu heyecanı, çok büyük, çok tatlı hatıraları var bugünün benim için…Yıllar sonra, çookk uzun yıllar sonra bile hatırlayacağım bu bayramı.
Daha sabah saatlerinden itibaren hareketlenme bambaşkaydı, öğretmenler odasında yüzü gülmeyen bir kişi bile yoktu. Büyük Hocalarımın ellerinden öperek başladık, Herkesi sırayla tebrik ettiik, tebrikleri kabul ettik.
Çocuklar bizden de heyecanlı; ellerinde irili ufaklı hediye paketleriyle, kocaman gönüllerinde yer eden öğretmenlerine, küçücük ambalajlar…‘Size layık değil ama..’ diye başlıyorlar ya söze; başka birşey demesinler sakın. İnsanın içine alıp sarası geliyor o an. Bambaşka ya; anlatılamaz o maneviyat. Kaçı nerde yakaladı, nerde öptü sayamadım. Dedim ya bayram bu, başka bi adı olamaz bu mutluluğun.
..Ve sevgi, insana her koşulda kendini gösteren çok yüce birşeymiş. Paketlerin içinden, kocaman yürekleri çıktı çünkü…
………………………………….
Ben de Öğretmen oldum ‘Bugün’ itibariyle.
Mesleğime, tüm ilçenin ileri gelenleri gözü önünde, Türk Bayrağı’nın üzerine elimizi koyarak, tüm aday öğretmen arkadaşlarımla birlikte ‘Yemin ederek’ başlamış bulunuyorum. Yaşadığım bu tarifsiz gurur, çok uzun yıllar mesleğimle yaşasın diye…
………………………………….
Tüm Öğretmen ve Öğretmen adayı arkadaşlarımın, Bayramlarını kutluyorum. İçimizdeki ateş sönmesin; söndürülmesin…

Canlarım benim

Kasım22

Henüz 3 aylık öğretmenim. Bu güne kadar o kadar çok şaşırttı ki öğrencilerim beni, daha yolun başında bu kadar değişik karakterde öğrenciyle karşılaşmak; meslekte yıllr geçtikçe anlatacak çok şeyim olacağının sinyallerini veriyor gibi…
Her yaştan öğrenciniz varsa ve, sizi kendilerine çok yakın hissediyorlarsa, aradaki diyalog bazı yerde sizi zorlayabilir. Şaşırın geçin, sonra da benim gibi not düşün bir yere, paylaşın yada sadece okuyun. Her anı tekrar yaşarsınız. Mesleğinize her geçen gün daha da aşık olursunuz. Çünkü bu iş, gönül işi, parayla turayla herkesin yapabileceği türden birşey değil. Hele gülmeyi unuttuysanız, işiniz daha da zor…

Uzatmıyorum, neler duydum öğrencilerimden; katıksız paylaşıyorum:

-Hocam biz 20 soru hazırlayalım, siz içinden 10 tanesini sorun!
-Yanlış anlamayın Hocam, abim o benim…
-Öğretmenim Mert bana vira vuruyo! (Sürekli vuruyormuş)
-Hocam ilk aşık olduğunuzda ne yaptınız?
-Murat Boz sevgilim olsun, bir trilyon borcum olsun!!
-Öğretmenim biz ninemle birlikte yaşıyoruz da, ninem de biraz;… anlarsınız ya kafadan terelellidir; atmış resimlerimi…Getiremedim!
-Hocam bu güzelliğinizin sırrı nediiirr?
-Öğretmenim beni seviyomusunuz?
-Hocam bu bana uyuyo!(Sataşıyormuş)
-Kopya hazırlamıştık, çekmedik, çöpe attık, bakın isterseniz.(Çekerseniz bütün sene surat yaparım demiştim)
-Hocam 1 Nisan Çarşamba gününe denk geliyo.(Hazır ol demek istiyor)
-Öğretmenim o topuklarla nasıl yürüyonuz?
-İspirtolu kalem de ne demek oluyo kızzz?
-Hocam Mısır Piramitlerini gezmeye gidelim; ordan da Bodrum’a geçelim…
-Tülinle fotoğraf çektirdiniz, benle çektirmediniz; küstüm!
-Örtmenim düzenlerimi evde unuttum.(çalışmalara düzen dedi ya!)
-Hocam siz o motorsikletin rengini söyleyin yeter! Anında buluruz, indiririz!(Motorsikletli sapıktan bahsediyor)
-Öğretmen çocuğuyum diye çalışkan olmak zorundamıyım?
-Bunlar size nazar değirtçekler örtmenim!
-Öğretmenim oturmadan bile çok güzel resim yapıyosunuz.
-Fotoğrafımı internete verirseniz ben de MSNinizi hacklerim! (Çok sevinirim öyle bişey yaparsan dedim; vazgeçti, gitti)
-Öğretmenim bilgisayarınızın yanında fare var!
-Hocam beni dövsene!
-Aaa! Hoca kulağına bilezik takmış!

Buldum!

Kasım21

Geçen haftanın başında kaybettim onu; bütün okul duydu acı feryadımı…Benle birlikte aradılar, kızdılar bana. ‘Sen bu ara biyerde kendini de kaybetme sakın!’ diye fırça bile attılar. Aradık bir buçuk hafta…Girdiğim bütün sınıflarda duyurdum; ‘bulan getirsin yoksa gebertirim’ diye acizane tehdit ettim. Zaten bütün okul istisnasız öğrencim olduğundan, her daim sordular: Buldunuz mu Hocam?’…Yok; bulamadım derken bile içim acıyordu. Çok üzüldüm flash belleğimi kaybettiğime. Hergün lazım oluyor o küççük şey; napayım…
Dün gece…Mutfakta bulaşık yıkıyordum. Nerde acaba diye tekrar düşünmeye başladım. Düşürmüş olsaydım bulan mutlaka getirirdi. Düşün dedim; şu an elimde olsaydı nereye koyardım??
İşim bitti, odaya girdim. Laptop çantamın içindeki küçük kalem gözlerine bakmak istedim. Bölmeyi açtım. Birkaç dakika öylece kaldım. Neden mi? Flash belleğim ordaydı çünkü!
Bulduğuma çok sevinirken, hislerimdeki potansiyel beni daha fazla şaşırttı. Neden birden oraya bakmak aklıma gelmişti acaba? Halbuki daha önce defalarca bakmıştım, yoktu işte! Neden birden gördüm acaba?
Birden oldu ya; açtım baktım orda işte. Elimle koymuş gibi. (Zaten elimde koymuştum da..Neyse.)
Çok tuhafım ben ya. Ben ayrı tuhafım, sezgilerim ayrı tuhaf!

Şimdi okuldakilere ne dicem onu düşünüyorum. ‘Nerdeymiş?’ Diyecekler; bende muhtemelen: ‘Koyduğum yerdeymiş’ diyeceğim… Ne düşünürler acaba?

Havuz Problemi

Ekim15

11. sınıflarda dersteyim. Konumu bir kaç hafta öncesinden vermiştim. Amblem-logo tasarımı yapıyorlardı, şimdi temize geçme telaşı içindeler.Bense sorduklarını cevaplıyorum.

Düşündüm: ‘Hey gidi günler!’ Bir zamanlar hocaların peşinden koştururduk ‘aman hocam nasıl olmuş, beğendinmi?’ diye..’Şunun üzerinde dur‘ derdiler habire. Beğendiremezdik, koşturur dururduk peşlerinden. Şimdi benim dadalarım ‘olmuş‘ demem için ellerinden geleni yapıyorlar. Şöyle uzaktan bakıyorum onlara…
Derken arkadaki panoya yeni astıkları yazılar ilişti gözüme. Yaklaştım, baktım ki sınıftaki , okuldaki eksikleri listeledikleri bir tablo. Akıllarına ne geldiyse yazmışlar. Perde, öğretmen masası örtüsü, dolap…Bunlar makul. Bir de baktım ki: ‘Havuz temizlensin de dışarı baktığımızda içimiz açılsın’ yazmışlar. Döndüm dedim ki: Bizim bahçede havuz mu var da ben göremiyorum arkadaşlar? Dediler ki: Hocam pencerenin önünden görünüyor. İlerledim pencereye baktım. ‘Arka tarafa bakıyor ya pencereleri, muhakkak ben gözden kaçırdım‘ dedim. İlerledim ilerledim. Cama yaklaştım. Devamını okuyun »

« Eski YazılarYeni Yazılar »
  • Neslihan: He ya, selam bile versem...
  • Doğan: He şöyle açıklayıcı yaz...
  • Neslihan: Yavrum yazınkini ben zaten...
  • Doğan: Eve 3 saatlik mesafe...
  • Neslihan: İlk 3 hafta içerisinde...

    Tatile nereye gidenlerdensiniz?
    • Add an Answer
    Anket Sonuclari