Neslihan

Kalıcı ve Bağımsız…

Bayram tadında 24 Kasımlara…

Kasım25

Birkaç satır yazmadan geçmek istemedim. Bu gün özel bir gün. 2. yılıma başladığım bu meslekte, herkesin dediği gibi ‘zaman’ gösteriyor gerçek yüzünü. Ne gördüysek, ne yaşadıysak o meşhur ‘öğretmenler odası’ nda, Allah beterinden saklasın diyoruz ve biz miniminnacık gönüllere nakış işlemeye devam ediyoruz.

Hep kullandığım ünlü cümlelerim vardır. Bunlardan biri de: ‘Bu iş gönül işi, parayla turayla yürütülecek türden değil’ derim yeri gelince. Hah! Bu öğretmenlikte öyle işte… Öğretmenler odası kulis, sahnede türlü gösteriler… daha neler, neler…

Bu güne dair,şimdiye dek gördüğüm en güzel mesajı da paylaşmadan geçmiyorum:

‘Bir harf vermek için film çevirip, öğretince çocuk gibi sevinip, 8 ay uğraşıp dönüp devinip, 10 dakkaya teftiş edilenim ben. Kimsesizim, ağam da yok dayım da, bir seçimde varım bir de sayımda, senede bir defa Kasım ayında, yalandan kıymeti bilinenim ben, bir garip memurum öğretmenim ben.’

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………….
Tüm öğretmenlerimin, öğretmen arkadaşlarımın gününü kutluyorum.

Alışmaya çalışmak

Eylül25

Yeni eğitim öğretim yılı, MEBimizin uygun gördüğü tarih üzere, yani tam da hafta ortası, yani tam da mübarek Perşembe günü başlatılmıştır. Öncelikle vatana millete, sonra mini mini yavrulara, sonra saygıdeğer öğretmenlerimize, enn sonda velilerimize (neden öyle bilmiyorum) hayırlı uğurlu olsun.

1 Eylülden beri okul civarlarında akbaba misali dolanıp seminer dönemi adı altında toplantı, tartışma, ders dağılımı gibi aktiviteleri tam anlamıyla gerçekleştiremediğimizden, okulların açıldığı, çocukların derse girdiği şu iki günde belli olmaya çalışan her detay, her program bir eziyete dönüştü açıkçası.

Ders programının oturmayışı, dolayısıyla nöbet çizelgelerinin tamamlanmayışı, denetim korkusuyla herkesi gerim gerim geren, panikten cinnet geçiren idare ekibimiz zorlu iki gün yaşanmasına neden oldular. İstemeyerek ders programını eline alan öğretmenler yüzü asık derse girdi ve  o ilk ders heyecanı küllüyen yalan oldu. Hepimiz için öyle oldu. Hala daha toparlanmayan o kadar şey var ki, ne heves kaldı ne tatlı telaş…

Yine de toparlanmak için vakit var. En kısa zamanda eski halimize döneriz umuyorum. Ben herkesin yüzünün güldüğü o okulu geri istiyorum.

Elveda…

Haziran26

Önce derslerin, sonra da kuluçkada bekleyen tavuklar misali oturarak geçirdiğimiz seminer döneminin bitmesiyle biz de sonunda memleketimize kavuşacağımız saatleri saymaya başladık.

Koskocaman bir seneyi çok güzel anılarla geride bıraktığımı düşünüyorum. Zaman zaman gerildik, zaman zaman eğlendik. Üniversite yıllarımı aratmayan tatlı hatıralar bırakıyorum burda. Gittiğimde çok özlerim biliyorum ama şu anın gerginliğini üzerimden atmak için buralardan böyle ceketsiz kaçmam lazım. Saat geçmez oldu okulların kapanmasıyla. Bu da ister istemez herkeste bir gerginlik, boşluk, can sıkıntısı yaratıyor. Eğitim ne kadar şartsa, savunuyorum ki tatil de şart. Psikolojisi sağlam öğretmenler lazım caağnım ülkemin minimini çocuklarına.

Neyse efenim, yarın öğleden sonra karşılama komitesi eşliğinde acizane yazlığımıza doğru gidiyor olacağım. İnternet olmadığından burayı takipleyemem bir süre. Kafamı toplayayım, bomba gibi gelicem, söz.

Sii yuu! :)

StajYER misin, YEMEZ misin?

Haziran4

Okulun son haftasındayız malum. Mezuniyet gecesi yapılacak, ortalık o kadar kalabalık ki, iğne atsan yere düşmez.

Bütün öğretmenler, eşleri ve öğrenciler oradalar. Bir de müfettişler gelmiş. 5 kişi kadar. (Şimdi okulun son haftası siz neyi teftiş etmeye geldiniz ki? )

Nisan ayındaki teftişten sonraki toplantıda adım geçmiş; ‘Haziran’da Stajyer hanımı teftiş için geleceğiz, sonrasında stajyerliği kaldırılacak‘ demişlerdi. Başımı salladım ama geleceklerini hiç tahmin etmemiştim. Neden gelsinlerdi ki? Okul müdürünün verdiği rapor bunun için yeterliydi bence. Ama ne olduysa geldiler gerçekten. Ama bağıra çağıra ilerliyorlar, müdürse peşlerinden sessiz sedasız ilerliyor. Birşey olmuş ama ne?

Benim sonradan haberim oldu. Olay şöyle gelişmiş: Devamını okuyun »

Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan…

Nisan26

Çocukluğumuzdan beri okulda deliler gibi eğlenerek kutlardık 23 Nisanı…İlkokuldaydık, biz kutladık, liseye geldik evde yatarak kutladık, bir şekilde mutlaka kutladık bu günü. Zaman geçti büyüdük, okuduk ettik. Üniversite dönemlerimden beri hatırlamadığım o silik kutlamalar, atanıp öğretmen olduğumda tüm hızıyla yeniden hayatıma girdi.

Öğretmenlik hayatımdaki ilk 23 Nisan’ım. Çocuklar gibi şen olasım var. Ama haftalar öncesinden illet bir toplantı sonucu, program sunuculuğu okulun yeni yetmeleri olarak bana ve dünyalar tatlısı arkadaşım Setoş’a verilmişti. Boyun eğdik, kabul ettik. Günler öncesinden programın gidişatını bizzat düzenlemeye koyulduk. Bu iş Setoşumun üzerine kaldı çünkü ben, illa görsellik olmalı diyerek, haftalar öncesinden bir ‘Rüzgar Gülü’ merağına düşmüştüm. Zor bela temin edilen çıtalar, kartonlar, tasarımlar, spreylemeler derken bu iş için bir hafta koşturdum durdum. Öğretmenler odasının yolunu unuttuğum günler oldu. 60 tane kadar rüzgar gülü icad ettik. Herşey çok çok güzel olmuş, öğrenciler bunlara hasta kalmışken hava durumu muhalefeti araya girdi, rüzgar fırtına eşliğinde emeklerimizi de yıktı geçti. Yerden topladık hep kopan yaprakları, içimiz cızladı. Öğrencilerim, öğretmen arkadaşlarım benle birlikte çok üzüldüler, o güne bir gün kala; tam da yabancı öğrencilerin okulumuzu ziyaretleriyle şenlendirdiği gün; ne güzel döneceklerdi işte… Olmadı; üzüldük hep birlikte… Devamını okuyun »

« Eski Yazılar
  • Murat: Aynen abla bir sürü...
  • Serdar: Tavsiye bağlantı olarak...
  • Murat: aslında abla dünya çokta...
  • Erzurumlu: kafana takmışın :D
  • Neslihan: Nihal: Tavsiye...

    Cesaret dedigin sence nedir?
    Anket Sonuclari