Neslihan

Zarif, sağlam, esnek

Olmasaydı sonumuz böyle

Ocak19

Heyytt! Ulennnn! diye bağırarak açayım mı yazıyı?

İçip içip meydanlara dökülesim var. Sirtaki yapma bahanesiyle binlerce tabak kırasım, yoldaki taşları sayasım, elime sapan alıp camları taşlayasım felan…

İçim sıkılıyor böyle kimseyle konuşasım yok. Millet de diyor ki ne ettik biz sana neden konuşmuyosun. Halbuki alakası yok. Susmak geliyor içimden. Aldım elime bir kitap, başımı hiç kaldırmadan okuyorum. Kamburum çıktı artık. İçim karardı romanı da sevmedim ama şu sıra iyi gidiyor. Bi de fonda Ahmet Kaya’nın ‘olmasaydı sonumuz böyle’ söylüyorum. Taşlar yerine oturuyor. Ağlamakla aram yoktur. Buna karşın gülme refleksim azaldı. Kalp atışlarım… Ellerim soğuk, içim yanıyor. Oturdum geçen akşam, nazımın geçtiği hangi arkadaşım denk geldiyse aradım, sataştım, üste çıktım, kapattım telefonu. Yetmedi gereksiz gerilim çıkarttım başka arkadaşımla da tartıştım. Ertesi gün mesafeli kaldım diye bir başka arkadaşım trip yaptı. Eve geldim yanan sobaya soktum elimi, yaktım, baktım canım acımıyor. Kağıt kesti parmağımı sınıfta, kanadı, çocuklar bakamadı ben gidip sarmak bile istemedim. Bıraktım aktı biraz. Devamını okuyun »

Ben hastayken insafsızım tatsızım

Aralık11

Aralığın başına kadar havalar ne kadar güzel gitmişti ama değil mi? Hatta güneş gözlüğü takan kankamı bile ‘bikinin içinde heralde?’ diye sorarak iğnelemiştim. Hey gidi güneşli günler heyy!

Kalın kışlıkları o sıkıcı boğazlı kazakları giymeyip, ne güzel gömlekle idare ediyordum ki, o lanet sinüzitin ardından şiddetli başağrısı ve sümüklerimin kaynağı yokmuşçasına akmaları başladı. İlkin konuşma yetimi kaybederim hasta olunca, biri telefon etmesin, aman konuşmayayım, derdim varsa da anlatmamayım isterim. Bunun akabinde de hayata küsüş, çevreye ilgisizlik, aman neolursa olsunculuk… Bu aşamadan sonra çevrendekiler olayı devralır. Zorla doktora götürülürsünüz. İşin en zor kısmı1) Rapor vesaire almak, okuldan kaçmanın zorlukları, müdüre hastalığın kocaman kıpkırmızı gözlerle ve silmekten aşınmış devasa kırmızı bir burunla ispatı çalışmaları  2) doktora ifade vermek. Adam doktor olmuş ama Eee? diyor,  suratına bakıyor. Konuşsana doktor, ben kendim teşhis koyduktan sonra orda neden oturursun ki? Bi bakışta anlaması lazım doktor dediğinin. Olmuyor böyle, yeni nesil makine icad etsinler, şöyle X-ray cihazı gibi olsun. İçinden geçeyim neyim varsa rapor olarak sunsun. İstemiyorum doktorla gereksiz diyaloglara girmek. Hele de boğazımı kontrol ettiği çubuğu dilime dilime dürtmesi. Çekip elinden alasım gelir o çubuğu…

Devamını okuyun »

Ben küçükken…

Kasım8

Birkaç gün önce bir arkadaşımla iddaya girmiştik. Hiç ilgilenmediğim bir alandı ve sırf görsel hafızama çok güvendiğim için girdiğim bu iddiayı doğal olarak kaybettim.İddiaya göre ben kazanırsam çocukluğumun en iğrenç anılarını blogumda yazarak kendimi rezil edicem, o kaybederse, bilgisayarından kendi seçtiğim en iğrenç fotoğrafını yayınlatacaktım. Ben kaybettiğime göre kuralları yerine getirmenin zamanı şimdi geldi.

Evet efenim, 2 gün kadar düşünüp, çocukluğumun engin denizlerinde yüzdüm ve en rezil hatıralarımı çıkarmak için hafızamın köküne kadar indim. Başlıyorum. (Heyecanla derin nefes alarak):

Devamını okuyun »

My home, sweet home :)

Eylül2

Yorucu bir yolculuğun ardından evimize geldik. Evet geldik ama ne beter süprizlerin bizi beklediğini tahmin bile edemedik. Giderken dip-köşe heryere sıktığım sinek ilacinin etkisiyle heryerde milyonlarca sinek ve bilumum haşarat ölüsü ile karşılaştım. Balkonumda kuş ölüsü buldum, mini çöp konteynırımın içinde kalan minimize çöpçükler küflenmek suretiyle bi hoş kokmuş, toz bir karış olmuş…Evimin içinde kuş gezmiş (nerden girdiyse), sağda solda imzasını bırakmış. Sanırım balkonda son nefesini vermiş, çok üzüldüm. Neden dışarda ölüyosun anlamadım ki, madem çıkabildin neden yuvana dönmedin? Neden  özgürlüğün ucunda öldün?

Ertesi güne kadar pisliğin içinde yaşayabileceğime kanaat getirdikten sonra ufak tefek temizlik girişiminde bulundum ama çok yorgundum, gerisini hatırlamıyorum.

Okuluma gittim. İlk iş gününde okulu açan yine Setoş’la ben olduk, bütün öğretmen arkadaşlarımız bizden sonra geldiler. Biz de kapıdan geleni şöyle bi süzüp ‘aaa zayıflamııışş, anaa noolmuş bölee’ gibi yorumlar yapıp eğlendik. Evet çogu zayıflamış. Ramazanın ilk haftasında süzüm süzüm süzülmüşler. Ben de zayıfladığım yönünde duyumlar aldım, kısmen sevindim.

Öğle saatlerinde eve geldim, oturmak dinlenmek nedir bilmeyen anneme çeken genlerim hemen harekete geçti, o dakikadan itibaren dip-köşe, köşe bucak neresi varsa başladım. Eşyalarımı yerleştirdim, yan odaya geçecek taşınabilir eşyaları taşıdım, yerleri süpürdüm, sildim. Çok ama çok yoruldum.

Ama bitti sayılır. İşi gücü bitirip derin bir oh çekip kumandayı eline almak gibisi yok yahu. Çizgi filmlerde duyduğum üzere:

‘Home sweet home’ diyorum. Bu da bitti sonunda…

Ee artık beklerim sizi de..

Tekrar, bi daha, yeniden isterim!

Ağustos26

Epi topu 2 ay süren kıssacık tatilimiz bu haftasonu bitiyor.(Fonda izleyicilerden derin bir ‘aaaaoooowww :(duyuyoruz.)

Demek ki neymiş? Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi her güzel tatilin de…. Ooooofff! Burada sonsuza kadar susmak istiyorum.

Tatil bitmesin valla billa da gözlerim doluyor, yeminle…

Okulumu arkadaşlarımı toplantılarımı felan çok özledim ama…. Ama amaa…

Kendime küstüm bu yüzden hafta başından beri bişey yazmak istemedim, gerçekleri kendime kabul ettiremedim belki de…

Ama hatıraları anarak yaşıyacağım. Ne güzeldi dimi Nesli ya?

Ablamla internet bağlantısı olan güzel bir cafede çay içmeye gittiğimiz gün anahtarı evde unuttuğumuzu farketmiştik. Bin panikle kardeşimi arayıp taaaa Bursalardan anahtar getirtirken ve o bize yol boyu bi temiz söverken biz sahile inip laptopla bi güzel film izlemiştik, gelen geçen deli mi bunlar demişti, aldırmamıştık, görgüsüz gibiydik evet ama mecburduk beklerken oyalanmaya. Kadir geldiğinde ise yediğimiz zılgıttan bile etkilenmedik, mutfakta kikirdeyip durduk o bizi azarlarken. Böyle şeylerden bile ders çıkartamıyoruz ne yazık bize. :)

Bi kere de hava bulutlu olmasına rağmen çok uzak bi plaja gittik, deli gibi rüzgar vardı, deniz de çok dalgalıydı ama aldırmadık; inadına eğlendik, sonra birden yağmur bastırdı. Islak sıçana dönene kadar koşturduk çoluk çocuk, hem güldük hem koştuk. Alllah’tan kimseler görmedi. Eminim.

Annemi karşılamaya durağa gittiğimizde dakikalar geçmesine rağmen otobüs gelmemişti. Ablam on dakika önce aramıştı gelmesi gerekiyordu, panikledim, sordum ablama ‘telefonda nerdeyim dedi?’ diye. Ne dese beğenirsiniz? ‘Bilmem, sesi otobüsteymiş gibi geldi’ dedi. Kafayı yiycektim. Yahu bir insanın sesi otobüste nasıl çıkar, yaya iken nasıl çıkar. Nasıl bir tahmin yeteneğin var kızım senin? Delirtti beni, 45 dakka bekledik sayesinde boşu boşuna hem de.

İstanbula gittiğimiz gün gemimiz poyraz nedeniyle saatlerce sallandı, milletin morali bozuldu, herkes eğlenceden elini ayağını çekti. Kulağımızın dibinde kusan, sallantıdan dolayı sandalyeden düşen, çocuğu ağlayan, ölcezzzz, titanik bile battı şuncacık gemi neden batmasın diye sümküren… ne ararsan var. Ben ve ablam ne yaptık sizce? Modumuzdan bişey kaybetmediğimiz gibi tek bir sahne kaçırmadan hem insanlardaki heyecanı gözlemleyip eğlendik, hem de pür dikkat geziye odaklandık. Gemi de batsa bize o moralle bişey olmazdı. Aslanlar gibi enerjik ve sinerjiktik gece sonunda. Yetmedi bi de evde döktürdük.

Gittiğimde 9 aylık olan yeğenimi kucağımdan indirmedim. Ense kökü dahil öpmedik gram yer bırakmadım. Kucak kedisi olduğundan ben varken emekleyemedi bile, ne zaman benden ayrıldı 2 gün sonra emeklemeye başladı, o da yarım yamalak… O kadar alıştım ki ona. Allah’ım çok özlerim onu ben yaa!

Canım kankitom kızkardeşiylen bana süprüz bi doğum günüsü kutlaması tertiplemiş. Çok ama çok mutlu etti beni. Uğur böcekli doğum günü pastam, Yıldıztepede gecenin körü, rüzgardan yanmayan çakmak, Fiorino, pembe öküzcüküm… Her şey ama her şey mükemmeldi, ağlama noktasına geldim. Sonraki gece de bizimkileri ‘unuttuk doğum gününü’ diye kandırmaya çalıştığı  başarısız sürpriz çabaları…

Ben yeni yaşımı unutmaya çalıştıkça bunlar gözüme gözüme sokuyorlar, töbe yarabbim!

Sonuç olarak Ailece süper bir yaz geçirdik. Moraller iyiydi, kaygım sıkıntım yoktu geçen yılki gibi… Ben mutlu olunca onlar da öyle oluyorlar. Yedik içtik, hepimiz 100er kilo olduk. Unutamayız bu yazı…Seneye tekrar, bidaha, yeniden,yeni yine yeniden istiyoruz. Haydi hep beraber şimdiden:

Yaz gelsin artıkkk !!!

« Eski YazılarYeni Yazılar »

    Tatile nereye gidenlerdensiniz?
    • Add an Answer
    Anket Sonuclari