<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Neslihan &#187; Bir ben var benden içeri</title>
	<atom:link href="http://www.nesli.gen.tr/category/kategorisiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nesli.gen.tr</link>
	<description>Zarif, sağlam, esnek</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jul 2010 20:45:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Benim hayallerim var!</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/benim-hayallerim-var.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/benim-hayallerim-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 20:45:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[bungee jumping]]></category>
		<category><![CDATA[doğu turu]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerim var]]></category>
		<category><![CDATA[kıvanç tatlıtuğ]]></category>
		<category><![CDATA[umut fakirin ekmeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=712</guid>
		<description><![CDATA[27 yaşımda; İstanbulun yoğun trafiğinde ışıklarda beklerken ve ben telefonda konuşurken yanıma yanaşan lüks araç dikkatimi çekecek, içindekinin Kıvanç Tatlıtuğ ya da Murat Boz olduğunu göreceğim, beni fark edecek ve salya sümük imza isteyen kızlardan biri sanıp şımarıkça gülümseyecek ama ben oralı bile olmadan yandığını fark etmediği yeşil ışığı gösterip gaza basacağım. Heytt be, hayali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>27 yaşımda; İstanbulun yoğun trafiğinde ışıklarda beklerken ve ben telefonda konuşurken yanıma yanaşan lüks araç dikkatimi çekecek, içindekinin Kıvanç Tatlıtuğ ya da Murat Boz olduğunu göreceğim, beni fark edecek ve salya sümük imza isteyen kızlardan biri sanıp şımarıkça gülümseyecek ama ben oralı bile olmadan yandığını fark etmediği yeşil ışığı gösterip gaza basacağım. Heytt be, hayali bile göğsümü kabarttı.</p>
<p>Keman çalmayı öğrenmeliyim. Piyano çok bayıyor, vurmalı çalgıları çok öyle profesyonel bulmuyorum, üflemeliye nefesim yetmez ama; keman çalmak ayrı bir haz. Onu öğreneyim bir ara ben.</p>
<p><a href="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/07/fotograf.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-713" title="fotograf" src="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/07/fotograf-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><span id="more-712"></span></p>
<p>28 yaşıma geldiğimde, ayağımdaki topuklu ayakkabıyla ve altımdaki son olmasa bile iyi bir model kırmızı arabamla, aynı zamanda telefonda konuşarak boğaz köprüsünden geçmek. Nereye gittiğim önemli değil. Öyle bir geçeyim istiyorum, sonra dönerim tabi.</p>
<p>29 yaşına geldiğimde ise; atlama mesafesi kadar yakın iki gökdelenin çatısından diğer binanın çatısına sıçramak istiyorum. Bungee-Jumping falan eskidi artık. Öyle kat kat sarınıp kitlenip aşağı örümcek gibi sallanmayı nineler de beceriyor, kolaysa bunu yapsınlar. Ben yapıcam şahsen, cesaret edemeyen kendi bilir.</p>
<p>Aynı dili konuşabildiğimiz en az bir tane yabancı arkadaşım olsun istiyorum. İtalyan olursa sevinirim. Cinsiyetini belirtmiyorum, belirtmek istemiyorum <img src='http://www.nesli.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> </p>
<p>30’lu yaşlarımda Tac Mahal’e gitmeliyim. Hindistana. Ordan da Mısıra gidip Piramitleri yakından görmek istiyorum. Bu iki yeri görmeden ölürsem gözlerimi kapatmak için iğne iplikle dikmeleri gerekebilir.</p>
<p>31 yaşımda; kendime ait sevmediğim negatif yönlerimi listeleyip saklayacağım. İlerde çocuklarıma okutacağım. Anneniz canavarın tekiydi bakın şimdi nasıl da melek oldu diyeceğim. Ya da beceremediğim maddelerle yüzleşeceğim.</p>
<p>32 yaşımda, saçlarımı belime kadar uzatıp en alt katı sarı, orta kattan bir bölümü kızıl, en üst katı da yeşilin sarı bir tonuyla boyatmış olmalıyım. Daha enteresan renkler de olabilir. Kısa bir süre bu şekilde gezeyim.</p>
<p>33 yaşımdayken; aşağı yukarı değil de sağa sola giden asansörler icat edecekler. Edemezlerse ben patentini almış olarak mühendislere öneri sunacağım ve yaptıkları asansörlere bineceğim. Rüyalarımda, pardon kabuslarımda gördüğüm o yan giden asansörlere bir de uyanıkken binmek istiyorum. O kadar korkunç olacak mı bakalım.</p>
<p>34 yaşımda ise; bir mekanda en az bir kere sahneye çıkıp şarkı söyleyeceğim ve herkes çok beğenecek.  Beğenip alkış tutanlara para ödülü koyacağım çünkü. Ama bunu yapmış ve güzide sesimi belli bir kitleye dinletebilmiş olmayı istiyorum. Kulaklarına pamuk tıkamış bile olsalar.</p>
<p>35 yaşımda; 35 bin tane yoğurt kabı biriktirip anneme hediye edeceğim; böylece evde gereksiz plastik yoğurt kabı biriktirmesine gerek olmadığını idrak edecek. İki kocaman Tır sokağın başından büyük gürültüyle dönerken annem salonu yoğut kapları için boşaltmış şekilde balkondan tırların yanaşmasını seyrediyor olacak.</p>
<p>36 yaşımda; biri karnımda olmak üzere 3 ve 6 yaşındaki çocuklarımı ellerinden kollarından çekiştire çekiştire bir yerlere götürmek. Muhtemelen oyun parkı. Ama karnım burnumda olmalı ve bol bir elbise giymiş olmalıyım. Ayağımda hala topuklu ayakkabılar olacak ve kırmızı arabamı siyahla değiştirmişim.</p>
<p>37  yaşımda en az bir röportajım olmalı. Ciddi bir dergiden, ciddi bir röportaj. Artık ne anlatacağımı o zaman düşünürüm.</p>
<p>Nişanlıyken ya da yeni evliyken otostop çekerek taa  Karslara Iğdırlara kadar gezmek istiyorum. Ordan da yine otostopla doğu turu yapa yapa geri dönmek istiyorum. Köy evlerinde yaşlı insanlara misafir olup sohbet etmek, sofralarına oturmak istiyorum. Yer yatağında yatmak, geceyarısı ortalarda dolaşan hamam böcekleri ağzımıza girmesin diye yorganı başımıza çekmek… Bir aşireti ağasından dinlemek, bir aşiret düğününü görmek, izlemek… Hiçte tekin bulmadığımız kamyon şoförlerine tedirginliğimizi belli etmeden sohbet edebilmek, hayat hikayelerini dinlemek&#8230;Neler görür, neler öğrenir insan.</p>
<p>Konya’ya gidip Mevlevi dervişlerinin Sema gösterilerini izlemek istiyorum, yanımda bundan büyük bir haz duyacak ve hararetle bana usülleri anlatacak bir arkadaşım ya da eşim olacak. Ben de o sırada semazenlerden biri olmayı hayal edeceğim. Çünkü hayal içinde hayal olacak kadar uzak bir kavram benim için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/benim-hayallerim-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rutin bir hayatın bloglarla sorgulanması süreci</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/rutin-bir-hayatin-bloglarla-sorgulanmasi-sureci.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/rutin-bir-hayatin-bloglarla-sorgulanmasi-sureci.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 11:22:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>
		<category><![CDATA[biz büyüdük ve kirlendi dünya]]></category>
		<category><![CDATA[bloglar ve dünyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Sabah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Küçük çocuklar oyun oynarken, uzunca bir süre sesleri çıkmazsa, bilin ki yaramazlık peşindedirler ve nerde oyun oynuyorlarsa hemen mekanı basıp olaya müdahale etmelisiniz. Yaptıkları yaramazlığı saklamak için arada &#8216;geeelimeeee&#8217; diye bağıran cinsleri tanıdım;  yeğenlerim. Gelme der, gidersiniz ve bingo! Manzara süper.
Uzunca süredir benim de sesim çıkmadı. Bu demek değildir ki ben de yaramazlık peşindeyim. Hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/05/4531729224_79474968ce_b.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-683" title="4531729224_79474968ce_b" src="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/05/4531729224_79474968ce_b-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Küçük çocuklar oyun oynarken, uzunca bir süre sesleri çıkmazsa, bilin ki yaramazlık peşindedirler ve nerde oyun oynuyorlarsa hemen mekanı basıp olaya müdahale etmelisiniz. Yaptıkları yaramazlığı saklamak için arada &#8216;geeelimeeee&#8217; diye bağıran cinsleri tanıdım;  yeğenlerim. Gelme der, gidersiniz ve bingo! Manzara süper.</p>
<p>Uzunca süredir benim de sesim çıkmadı. Bu demek değildir ki ben de yaramazlık peşindeyim. Hatta hayatımın en masum en tehlikesiz en sıradan günlerini geçiriyorum. Can sıkıntısı had safhada, rutinlik ona keza&#8230;</p>
<p>Gündeliğe giden hanım teyzeler, pencerenin önüne yastık koyup yastığa dirseklerini dayayıp, falım sakızlarını da ağzına atıp pencerenin önünden gelip geçenleri izleyen pembeli mahalle kızları, her sabah koyunlarını sayıp mezraaya otlatmaya giden çobanlar, evde bilgisayarının başından kalkmadan oyun oynayan, forumları dolaşan ergenler, sekreterler, gişeciler, muhasebeciler&#8230; <span id="more-682"></span>Bunların her birinin gündelik atraksiyonu bile benden fazladır.</p>
<p>&#8216;Bloguna her gün yazı yazacaksın&#8217; deseler, bir öncekini kopyala yapıştır yaparım.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Boş durmadım, can sıkıntımı katletmek için uğraştığım sıralarda türlü insanların bloglarını okudum. Bir tanesi ilgime ziyadesiyle mazhar oldu. (Cümleye bak! , önceki hayatımda muhtemelen servet-i fünun devrinde yaşamış bahtı kara bir duldum ben) Öyle ki kız, çok doğal çok içten yazmış, şive unsurlarını mükemmel kullanmış. İçine çekti, bırakmadı birkaç gün. Yazılarının tamamını okudum. Hatta bir gece bu kız rüyama bile girdi, çok telaşlandı hemen çıktı&#8230; Taşralı kendisi, ailesi ortaokuldan sonra okutmamış, o da hırs yapmış dışardan bitirmiş. Evde oturuyor. Ama mükemmel bir hayal gücü var kızda. Her cümlesinden ayrı bir sanat fışkırıyor. Biri elinden tutarsa yazar olabilir. Sıradan hayatını mükemmel şekilde kaleme almış. Ne okudum ben şimdi diye düşününce aslında cümle içi mizahtan başka bir konu olmadığını farkediyorsunuz. Bir kaç yazısında amcasının oğlunu tecavüzünden, babasının ve aile erkeklerinden her bireyin -kendi tabiriyle- karıya kıza olan düşkünlüğünden, ablasının mutsuz evliliğinden, kendi yaşantısının gidişatının bomboşluğundan bahsetmiş. Genel olarak karamsar bir hava var, fakat okuyucu eğleniyor. Sonra da çıkarken &#8216;neleri var behh! &#8216; diyor.</p>
<p>Takiplediğim diğer hatun, geçmişinden bu yana kendi ayakları üzerinde durmanın kendisine yaşattığ gel-gitler ve hayatına girip çıkan erkeklerin kendiisnde bıraktığı/yaşattığı anıları anlatıyor. Dili çok rahat ve bununla çok eleştiriliyor, ama o kimseyi takmıyor. Rahat, oldukça rahat mezhepte bir İzmir kızı. İfade tarzındaki umursamazlık ve içtenliğiyle kendini sevdiren dobra bir kız. Bu hafta kitap çıkarıyor. Maddi sıkıntıları hafifleyecek olduğundan adına sevindim.</p>
<p>Adını sanını ismini cismini veren kişilerin blogları, ve sıkıcı, sıradan şeyler yazılan bloglar takip edilmiyor. İlla cinselliği barındıran yazılar yazmanız lazım. Takip kaygısı güdenler bunun hakkını vere vere pervasızca yazıyorlar, kimliklerini de nasıl saklayacaklarını şaşırıyorlar. Nette başka biri, normalde başka biri olduklarını anlamak zor değil. Buranın verdiği rahatlık işte&#8230;</p>
<p>Başka bir tanesi, insanlara güvenimi tekrar tekrar sorgulamama neden oldu sağolsun. Erkek kişisi olduğu halde &#8211; <em>hani genelde kendini saklayanlar bayanlar olur diye düşündüğümden</em>- yediği nanelerden dolayı kimliğini sır gibi saklıyor. Karısı bilse kendini boğaz köprüsünden aşağı atar. Böyle bir aldatılmışlık yaşatan kocasına güveni hala sonsuzdur eminim. Yazık kadına. Gel de evlen şimdi bu cinsibozuklara güvenip&#8230; Bu elemanın da bikaç yazısıyla fuhuş piyasasının ne kadar büyük meblalarla döndüğünü öğrendim, travestilerle birlikte olabilen erkeklerin hiçte keko olmadıklarını, hatta çoğunun Odtü gibi klas üniversitelerden mezun kariyerli paralı pullu ve evli erkekler olduğunu, rus kızlarının 2 saatlik bedelinin asgari ücretin 2 katı olduğunu, ve kızların her günleri full serviste olduklarını&#8230; Sonra bu paraları ödeyen kart zamparaların, ödedikleri paraların sadece 4te biriyle bir fakir çocuğu okutsalar, gözlerindeki o ışığı, o gülümsemeyi görseler, acaba hala aynı anlık zevklerin peşinde koşmaya devam mı ederlerdi bunu düşündüm. X&#8217;e tıklatıp kirli dünyalarından çıktım.</p>
<p>Çocukluğumda yaşadığım günlere gittim. Çok saf, çok temiz bir ailem olmuş benim, şöyle anılarıma bir göz attım da&#8230; Çok fakirdik, böyle olunca çok mutlu değildik ama çok saftık, temizdik. Kimselere söyleyemediğimiz sırlarımız hiç olmadı. İnsanlardan sırım sırım sakladığımız sırlarımız, kimse bilmesin diye sadece aile içinde kalması gereken günahlarımız, günahlarımızı örtbas etmek için oynamak zorunda olduğumuz ikiyüzlü davranışlarımız&#8230; hiç olmamış. En güzel çocukluğu biz geçirmişiz. En masum bizmişiz.</p>
<p>Coşkun Sabah vardı, kasetinin şeritlerini paramparça edip boynumuza dolarken eğlendiğimiz. İşte bir şarkısında şöyle derdi:</p>
<p>&#8216;Biz büyüdük ve kirlendi dünya&#8230;&#8217;</p>
<p>Şimdi biz büyüdük, dünyayı biz kirlettik Coşkun abi. Çok üzgünüm gerçekten.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/rutin-bir-hayatin-bloglarla-sorgulanmasi-sureci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir kuşun teşekküründe özgürlük</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/bir-kusun-tesekkurunde-ozgurluk.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/bir-kusun-tesekkurunde-ozgurluk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 14:47:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/bir-kusun-tesekkurunde-ozgurluk.html</guid>
		<description><![CDATA[Sabahları aç kalmasınlar diye geceden balkon duvarına üşenmeyip ıslak ekmek bıraktığım kuşlarım, sağa sola kendileri kadar büyük pisleyerek teşekkür ediyorlar bana&#8230;
Yakaladığım yerde nerenizden öpücem sizin bilin bakalım şımarık yaratıklar!  


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabahları aç kalmasınlar diye geceden balkon duvarına üşenmeyip ıslak ekmek bıraktığım kuşlarım, sağa sola kendileri kadar büyük pisleyerek teşekkür ediyorlar bana&#8230;<br />
Yakaladığım yerde nerenizden öpücem sizin bilin bakalım şımarık yaratıklar! <img src='http://www.nesli.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-663" title="Kerkenez azmanı" src="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/05/Kerkenez-8BP2-300x225.jpg" alt="Kerkenez azmanı" width="300" height="225" /></p>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/bir-kusun-tesekkurunde-ozgurluk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aramasın gözlerin, o şimdi asker</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/aramasin-gozlerin-o-simdi-asker.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/aramasin-gozlerin-o-simdi-asker.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 14:06:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[
Yıllar yılı okuyan, artık okuması gereken bütün sınıfları bitirip tam da &#8216;ohh beeee&#8217; diyeceği sırada yeni hayatı için önünde tek bir engel kalan kardeşim, sonunda vatani görevini yapmak üzere askere gidiyor. İnsanın kendinden küçük birinin askere gittiğini görmek ayrı tuhaf yapıyor, bu gidenin canından bir parça olması ayrı bir tuhaf&#8230;
Cuma gecesi uzun uğraşlar sonunda öğrendik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-637" title="Görüntü013" src="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/04/Görüntü013-300x265.jpg" alt="Görüntü013" width="300" height="265" /></p>
<p>Yıllar yılı okuyan, artık okuması gereken bütün sınıfları bitirip tam da &#8216;ohh beeee&#8217; diyeceği sırada yeni hayatı için önünde tek bir engel kalan kardeşim, sonunda vatani görevini yapmak üzere askere gidiyor. İnsanın kendinden küçük birinin askere gittiğini görmek ayrı tuhaf yapıyor, bu gidenin canından bir parça olması ayrı bir tuhaf&#8230;</p>
<p>Cuma gecesi uzun uğraşlar sonunda öğrendik nerede/ne kadar süre askerlik yapacağını. Ankara çıkar muhtemelen diyordum ama çevreden en yakın tahmini tutturan yine de ben oldum. 333.dönem/ Kırıkkale Jandarma Komutanlığında Kısa dönem çıktı. Nerde olduğundan ziyade kısa dönem çıkması bizi daha çok sevindirdi çünkü ona ihtiyacımız var. Yatırması gereken faturalar, gitmesi gereken yerler, halletmesi gereken bütün pis işlerimiz için onu kullanıyoruz <img src='http://www.nesli.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Kendisi oldukça soğukkanlı, zaten bir de Allah vergisi bir şansı var adamın; üniversiteden arkadaşıyla aynı birliğe düşmüşler. Beraber gidip gelecekler. Ne güzel ya, askere gidesim geldi böyle en yakın arkadaşlarımdan biriyle. Tatil gibi olur düşünsenize. <em>(Ehehe, şaka yaptım&#8230;)</em></p>
<p>Canım benim seviyoruz seni, sağ salim gitte gel. Dikkat et kendine bebeğim. Göz açıp kapayana kadar geçecek zaman.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/aramasin-gozlerin-o-simdi-asker.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kliplerde gerçek insanlar oynasın</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/kliplerde-gercek-insanlar-oynasin.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/kliplerde-gercek-insanlar-oynasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 19:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[Televizyon izleme alışkanlığım yok benim. Bazen 4 gün TV açmadığım oluyor yokluğunu hissetmiyorum o aptalkutusunun. Bazen arkadaşlar alay ederler :aksesuar ettin çocukcağızı bak üstüne çiçek koymuşsun bide dantel ör üçgen şeklinde üstünü kapatta tam olsun diye&#8230; Napayım hep salak salak dizilerin tekrarı (üstüne basarak söylüyorum arka sokaklar tam bir cinnet sebebi), zevce bulma programları, yemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyon izleme alışkanlığım yok benim. Bazen 4 gün TV açmadığım oluyor yokluğunu hissetmiyorum o aptalkutusunun. Bazen arkadaşlar alay ederler<em> :aksesuar ettin çocukcağızı bak üstüne çiçek koymuşsun bide dantel ör üçgen şeklinde üstünü kapatta tam olsun</em> diye&#8230; Napayım hep salak salak dizilerin tekrarı (üstüne basarak söylüyorum arka sokaklar tam bir cinnet sebebi), zevce bulma programları, yemek vs yarışmaları var ve benim kültür alanımı oldukça kısıtlıyorlar bilmem anlatabildim mi.</p>
<p>Açtığım nadir zamanlarda da Fashıon Tvyi açıp kendime işkence ediyorum o mankenleri izleyip izleyip. Allahım bi kere şunların düşüp madara olduğunu göreyim istiyorum ama dimdik yürüyor hatunlar. Bekleyip bekleyip kızlar açlıktan bayılmayınca da  umduğumu bulamayıp &#8216;mümkünse DJsiz&#8217; müzik yayınlarını açıyorum arada hit klipler çıkıyor diye. Gözüm takılırsa kliplerini de izliyorum bende her normal insan gibi. Ama gözlemlediğim kadarıyla kliplerde normal insanlar değil de genetiği değiştirilmiş tahıl ürünleri oynatıyorlar. Kadınlar kadın değil yontma taş devrinden kalıp mumyalanmış üstüne de pasta cila atılmış mermer sanki. Artık güzel kadın görmekten normal kadınları görünce şaşırır olmuşuz.Silikonsuz vicut görünce tiksinir, <em>çekin şu suntayı ekrandan</em> diyebilir olmuşuz, Yılan zehiriyle dudaklara enjekte edilen bişey vardı, heh buldum! Botoks! İşte botokssuz dudak da görmek imkansız. Ebru Polat, hiçbiryerimde modifiye yok diyosun ama seni Allaha havale ediyorum inşallah yoktur! Hiç inandırıcı değilsin çünkü bebeğim bana göre&#8230; İşte klipleri senin gibiler bu hale getiriyor. Özenti yaratıyosun genç kızlarda!</p>
<p><span id="more-615"></span></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-616" title="0" src="http://www.nesli.gen.tr/wp-content/fotograflar/2010/03/0.jpg" alt="0" width="480" height="360" /></p>
<p>Gökhan Tepe&#8217;nin &#8216;Çok özlüyorum seni&#8217; klibi vardı, hatırlayın. 3, 4 çift oynuyordu ayrılıyorlardı, ağlıyorlardı felan. Çiftler evet normal insansıydılar; manken ajansından klip için kiralanmış tipler değildi. Basbaya insanlardı yani. Kadının biri fazlaca topluydu smesela; sevgilisinden ayrılınca saçlarını köklüyordu makasla, yazık. Öteki çiftte de kadın oğlanın annesini oynuyordu sanırım o kadar yaş farkı vardı yani arada, onda da hanım abla gül gibi çocuğu satranç sehpasında terkediyodu. Bitanesinde de karşılıklı zar atmaca oynarken eleman kızın parmağındaki yüzüğü nasıl çıkarttı da aldı bilemiycem, kızın önüne iki yüzük fırlatarak ayrılığın işaretini vermişti, kız şok olmuştu. Evet olabilitesi mümkün müdür bilmem ama ben dişleri çarpık olabilen, kilolu ya da kel, yada belirgin şekilde çirkin insanların oynadığı klipler dönsün istiyorum. Orasını burasını gözümüzün önüne sokmakta iken sanki şarkı çok ama çok güzelmişte <em>&#8216;nerde olursa oynarız biz ohoo eller havaya haydee&#8217;</em> havasında sarhoş bedenler anlamsız hareketler, sıfır göbekler ve dans gösterileriyle klibi noktalayan figürler görmek istemiyoruz. Duyun sesimizi lütfen normal insanlar bulun. Ama erkekler çekici olabilir burda bi serzeniş yok. Zaten Türkiye standartlarını biliyoruz. Çok iyisi Taksimde bile 5, bilemedin 6 tane geçiyor(muş) gün boyunca. Bu yüzden erkek modeller, dansçılar kalabilir. Kızlar gitsin evet sorun değil&#8230;Özellikle silikonlu ve botokslu olanlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/kliplerde-gercek-insanlar-oynasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çarketmek, bunu farketmek!</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/carketmek-bunu-farketmek.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/carketmek-bunu-farketmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 19:31:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/carketmek-bunu-farketmek.html</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi parmaklarım klavyenin üzerinde, beynimden gelecek emirleri bekliyorlar. Beynim bile beynime hükmedecek gücü kendinde buluyor o kadar saçın altında, bi ben kendime hükmedecek enerjiyi bulamıyorum. Aslında belli ki bir iradem var. Çok güçlü olduğunu tam da bu hafta ustaca ispatladım benliğime üstelik. Ama zor olmuyor değil, şöyle ki:
Çok gergin, çok yorucu atraksiyonlu bir buçuk haftam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi parmaklarım klavyenin üzerinde, beynimden gelecek emirleri bekliyorlar. Beynim bile beynime hükmedecek gücü kendinde buluyor o kadar saçın altında, bi ben kendime hükmedecek enerjiyi bulamıyorum. Aslında belli ki bir iradem var. Çok güçlü olduğunu tam da bu hafta ustaca ispatladım benliğime üstelik. Ama zor olmuyor değil, şöyle ki:<br />
Çok gergin, çok yorucu atraksiyonlu bir buçuk haftam geçti. Neresinden anlatsam ucunu bulamam. O yüzden &#8216;keşke büyümeseydik&#8217; dediğim çok oluyor bu ara. Keşke bizden birileri bişeylerin farkında olduğumuzu beklemese, biz de öyle çiçek felan toplayıp ömür tüketsek. Hayat hep güzel olsa, hep güvenilir insanlarla karşılaşsak mesela, herkesin içindekini görebilsek felan. Hayat daha kolay olurdu. Böylece düşünmekten stresten gerginlikten heyecandan sinirden alerjik reaksiyonlar geçirmesek, boynumuzda kocaman yaralar çıkmasa&#8230; Sonra tutup kendimizi suçlamasak. &#8216;Dünya değişiyor, o da haklı bi yerde&#8230;&#8217; diyebilsek. Değişime ayak uydurabilsek, yada uydurmasak; hangisi doğru olur, sadece bunu bilebilsek.<br />
Güzel olurdu ya, valla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/carketmek-bunu-farketmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden ki?</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/neden-ki.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/neden-ki.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 18:27:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>
		<category><![CDATA[Ajda Pekkan]]></category>
		<category><![CDATA[Behlül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/neden-ki.html</guid>
		<description><![CDATA[Ajda Pekkanı görünce aklıma neden Behlül geliyor acaba? 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ajda Pekkanı görünce aklıma neden Behlül geliyor acaba? </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/neden-ki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olmasaydı sonumuz böyle</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/olmasaydi-sonumuz-boyle.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/olmasaydi-sonumuz-boyle.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 21:40:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak diyarlardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=550</guid>
		<description><![CDATA[Heyytt! Ulennnn! diye bağırarak açayım mı yazıyı?
İçip içip meydanlara dökülesim var. Sirtaki yapma bahanesiyle binlerce tabak kırasım, yoldaki taşları sayasım, elime sapan alıp camları taşlayasım felan&#8230;
İçim sıkılıyor böyle kimseyle konuşasım yok. Millet de diyor ki ne ettik biz sana neden konuşmuyosun. Halbuki alakası yok. Susmak geliyor içimden. Aldım elime bir kitap, başımı hiç kaldırmadan okuyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Heyytt! Ulennnn! diye bağırarak açayım mı yazıyı?</p>
<p>İçip içip meydanlara dökülesim var. Sirtaki yapma bahanesiyle binlerce tabak kırasım, yoldaki taşları sayasım, elime sapan alıp camları taşlayasım felan&#8230;</p>
<p>İçim sıkılıyor böyle kimseyle konuşasım yok. Millet de diyor ki ne ettik biz sana neden konuşmuyosun. Halbuki alakası yok. Susmak geliyor içimden. Aldım elime bir kitap, başımı hiç kaldırmadan okuyorum. Kamburum çıktı artık. İçim karardı romanı da sevmedim ama şu sıra iyi gidiyor. Bi de fonda Ahmet Kaya&#8217;nın <em>&#8216;olmasaydı sonumuz böyle&#8217; </em>söylüyorum. Taşlar yerine oturuyor. Ağlamakla aram yoktur. Buna karşın gülme refleksim azaldı. Kalp atışlarım&#8230; Ellerim soğuk, içim yanıyor. Oturdum geçen akşam, nazımın geçtiği hangi arkadaşım denk geldiyse aradım, sataştım, üste çıktım, kapattım telefonu. Yetmedi gereksiz gerilim çıkarttım başka arkadaşımla da tartıştım. Ertesi gün mesafeli kaldım diye bir başka arkadaşım trip yaptı. Eve geldim yanan sobaya soktum elimi, yaktım, baktım canım acımıyor. Kağıt kesti parmağımı sınıfta, kanadı, çocuklar bakamadı ben gidip sarmak bile istemedim. Bıraktım aktı biraz. <span id="more-550"></span></p>
<p>Nerdeyim unutmak istiyorum. Hep gördüğüm tipler değişsin istiyorum, hiç yapmadığım değişik bir şey yapmak istiyorum, bir daha hiç yaşayamayacağım tatlı bir anıyı tekrar yaşamak istiyorum. Ben Şems&#8217;imi yanımda istiyorum, gittiği yerden geri gelsin, yine yanımda uyusun, ağzının içindekileri göstersin, evime yine evimiz desin, gece uyumak bilmesin, sabah uyanmak&#8230; Her saniye fotoğraf çektirsin, önüne gelen kişiye meraba, çok yaşa, günaydın desin bizi heryerde rezil etsin, telefonumun kapağını oynasın sinir etsin, her lafın sonuna &#8216;haaa&#8217; koysun öyle kaba kaba konuşsun, sabaha kadar çocukluk anılarını anlatsın uykumun içine etsin, kocaman sesiyle kulağımın dibinde bağırsın, hatta tutup nasıl beceriyosa artık bilemiycem, kulağımın zarını öpsün, kulağım saatlerce çınlasın. Çınlasın, kankam evimi çınlatsın. Varlığını hissettirsin. Geri gelsin cancağzım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/olmasaydi-sonumuz-boyle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben hastayken insafsızım tatsızım</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/ben-hastaykenbahtsizim-tatsizim.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/ben-hastaykenbahtsizim-tatsizim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 15:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[Aralığın başına kadar havalar ne kadar güzel gitmişti ama değil mi? Hatta güneş gözlüğü takan kankamı bile &#8216;bikinin içinde heralde?&#8217; diye sorarak iğnelemiştim. Hey gidi güneşli günler heyy!
Kalın kışlıkları o sıkıcı boğazlı kazakları giymeyip, ne güzel gömlekle idare ediyordum ki, o lanet sinüzitin ardından şiddetli başağrısı ve sümüklerimin kaynağı yokmuşçasına akmaları başladı. İlkin konuşma yetimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aralığın başına kadar havalar ne kadar güzel gitmişti ama değil mi? Hatta güneş gözlüğü takan kankamı bile<em> &#8216;bikinin içinde heralde?&#8217;</em> diye sorarak iğnelemiştim. Hey gidi güneşli günler heyy!</p>
<p>Kalın kışlıkları o sıkıcı boğazlı kazakları giymeyip, ne güzel gömlekle idare ediyordum ki, o lanet sinüzitin ardından şiddetli başağrısı ve sümüklerimin kaynağı yokmuşçasına akmaları başladı. İlkin konuşma yetimi kaybederim hasta olunca, biri telefon etmesin, aman konuşmayayım, derdim varsa da anlatmamayım isterim. Bunun akabinde de hayata küsüş, çevreye ilgisizlik, aman neolursa olsunculuk&#8230; Bu aşamadan sonra çevrendekiler olayı devralır. Zorla doktora götürülürsünüz. İşin en zor kısmı<strong>1)</strong> Rapor vesaire almak, okuldan kaçmanın zorlukları, müdüre hastalığın kocaman kıpkırmızı gözlerle ve silmekten aşınmış devasa kırmızı bir burunla ispatı çalışmaları  <strong>2)</strong> doktora ifade vermek. Adam doktor olmuş ama <em>Eee? </em>diyor,  suratına bakıyor. Konuşsana doktor, ben kendim teşhis koyduktan sonra orda neden oturursun ki? Bi bakışta anlaması lazım doktor dediğinin. Olmuyor böyle, yeni nesil makine icad etsinler, şöyle X-ray cihazı gibi olsun. İçinden geçeyim neyim varsa rapor olarak sunsun. İstemiyorum doktorla gereksiz diyaloglara girmek. Hele de boğazımı kontrol ettiği çubuğu dilime dilime dürtmesi. Çekip elinden alasım gelir o çubuğu&#8230;</p>
<p><span id="more-533"></span></p>
<p>Her klasik doktorun yaptığı gibi ilaç verdi doğal olarak. Hepsinin tadı berbat. Yutarken öğürüyorum bazen.  Şu grip denen olay zaten 3 gün sürer, hap yutsanda aynı, yutmasan da. Ben uyumak istiyorum sadece, hap felan istemiyorum. Uyandığımda şöyle en meleğinden insanlar bulunsun etrafımda, sobam felan yanıyor olsun, yemeğim önüme gelsin. Bana bişey sormasınlar, hele de <em>nasıl oldun</em> diye hiç sormasınlar. ilgilenmesinler benle bıraksınlar böyle bi köşede, kendi kendime sızayım ben. Ama yok yok, gene de olsun arayanım soranım. Yanlız kalınca bunalıma girerim ben. Ama naz yapmayı da sevmem, çevremdekilere ızdırap olmayı da sevmem. Ne kadar kötü bişeymiş şu hasta olmak. Tamam sadece haplarımı getirin, soru sormayın. İlgilendiğinizi belli edin ama aslında ilgilenmeyin. Hatta ilaç da vermeyin, mandalinadan beni uzak tutun başka bişey istemem. Annem de aramasın söyleyin, uzaktan bişey yapamıyor zaten yazık&#8230;</p>
<p>Not: Böyle zamanlarda yanımda yakınımda olan, sevkimi raporumu almak için ordan oraya koşturup imkanları zorlayan, gerilen sinirlenen ama benle konuşurken bunu bastırmaya çalışan, beni şımartan seven dünya tatlısı kankalarıma çok ama çok teşekkür ediyorum. İyi ki tanıdım sizi ya. Duygulandım bak, ağlarsam sümüklerim çözülür biliyosunuz değil mi? Evet yuttum haplarımı, yemin ederim. Seviyorum sizi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/ben-hastaykenbahtsizim-tatsizim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben küçükken…</title>
		<link>http://www.nesli.gen.tr/ben_kucukken.html</link>
		<comments>http://www.nesli.gen.tr/ben_kucukken.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 14:09:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Neslihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir ben var benden içeri]]></category>
		<category><![CDATA[İğneli Fıçı]]></category>
		<category><![CDATA[adem elması]]></category>
		<category><![CDATA[Anılar Şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[cani]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk hatıraları]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[enteresan hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[gulyabani]]></category>
		<category><![CDATA[hamamböceği]]></category>
		<category><![CDATA[Kalu bela]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nesli.gen.tr/?p=524</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç gün önce bir arkadaşımla iddaya girmiştik. Hiç ilgilenmediğim bir alandı ve sırf görsel hafızama çok güvendiğim için girdiğim bu iddiayı doğal olarak kaybettim.İddiaya göre ben kazanırsam çocukluğumun en iğrenç anılarını blogumda yazarak kendimi rezil edicem, o kaybederse, bilgisayarından kendi seçtiğim en iğrenç fotoğrafını yayınlatacaktım. Ben kaybettiğime göre kuralları yerine getirmenin zamanı şimdi geldi.
Evet efenim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç gün önce bir arkadaşımla iddaya girmiştik. Hiç ilgilenmediğim bir alandı ve sırf görsel hafızama çok güvendiğim için girdiğim bu iddiayı doğal olarak kaybettim.İddiaya göre ben kazanırsam çocukluğumun en iğrenç anılarını blogumda yazarak kendimi rezil edicem, o kaybederse, bilgisayarından kendi seçtiğim en iğrenç fotoğrafını yayınlatacaktım. Ben kaybettiğime göre kuralları yerine getirmenin zamanı şimdi geldi.</p>
<p>Evet efenim, 2 gün kadar düşünüp, çocukluğumun engin denizlerinde yüzdüm ve en rezil hatıralarımı çıkarmak için hafızamın köküne kadar indim. Başlıyorum. <em>(Heyecanla derin nefes alarak):</em></p>
<p><span id="more-524"></span></p>
<p>Bir önceki yazımda en korkunç denen gerilim filmlerinin bile beni korkutmadığından bahsetmiştim. Bunun nedenini oturdum düşündüm ve buldum. Evimizin dışındaki tuvalet!</p>
<p>17yaşına kadar yaşadığım, çocukluğumun en güzel zamanlarını geçirdiğim bahçeli, tek katlı evimizin tuvaleti ne yazık ki bahçeye inen merdivenlerin, yani dışarıya çıkan kapının hemen solundaydı. Şimdi olsa korkulacak bir şey yok tabii ki ama yine de küçükken insan yavruları korkak olur.</p>
<p>Gecenin bir yarısı…Bütün gün içilen suları bir şekilde dışarı atmak gerekirdi ve o zifiri karanlıkta def-i hacette bulunmak için, manzarası kiraz ağacımız ve kapkaranlık fabrikamızın daha da karanlık çatısı olan tuvaletimize çıkmak zorunda kalırdık. Evdeki büyüklerden birini uyandırmak da mümkündür ama ne var ki çok insaflı bir çocuktum ve onları sarhoş gibi peşimden sürüklemek istemezdim. Ben içerdeyken genellikle kapının dibinde sızarlardı zaten. O yüzden onlara da güvenemezdim. Karşıma çıkacak hayatletleri, hortlakları ve zombileri süper güçlerimi kullanarak kendim defedebilirdim. Karanlık mutfağın lambasını açardım, önce etrafı kolaçan eder, varsa hayaletlerin kaçması için bikaç saniye etrafı gözetlerdim. Işık yeni açıldığı zaman gözbebeklerim kocaman olurdu. Korkunç olduğumu düşünür ve karşıma çıkacak şeyleri bu şekilde korkutabileceğimi düşünürdüm. O cesaretle kapının sürgüsünü açar, gıcırdayan tuvalet kapısının sesiyle ev ahalisini de uyandırdım. Tuvalete girerdim ama pencereden çatıyı izler, birinin beni gözetleme ihtimaline karşı kapıyı tam kapatmayı göze alamazdım. İşim bittikten sonra üstümü başımı tam olarak toplayamadan hemen kapıya saldırır, ordan resmen kaçmaya çalışırdım. Tam kapıyı açmış terlikleri bi tarafa fırlatmış arkamdaki gulyabanilerden kaçarken karşımda saçı başı dağınık, insan boyunda, karanlık bir gölge görürdüm. Tam çığlığı basacakken beni sustururdu. Evdekileri uyandırmak istemezdi. Üstüne üstlük fırça kayar, <em>‘öfff! Çekil şurdan bee!!’</em> derdi. Evet evet, az önce kapının sürgüsünü çekerken uyandırdığım ablamdı bu! O da uyanmıştı ve korkacağımı bildiğinden ben çıkana kadar ses çıkarmamıştı dışarıda. Böylesi benim için daha korkutucu olurdu ve gecenin köründe bile hınzırlığa çalışan kafası beni yine korkutmayı başarmıştı. Böylelikle yatağıma dönerdim ve bir geceyarısı tuvalet macerası daha ürpertici yaratıklardan uzak bir şekilde son bulurdu. Ta ki bir sonraki geceye kadar&#8230;</p>
<p>Yeni bir geceyarısı. Gündüz yediğimiz şekerler acayip enerji yapıyordu. Çoğu yaz gecesi, gerek sıcaktan ,gerek fazla enerjiden, gerekse hınzırlıktan uyku tutmazdı. Kardeşime seslenirdim.’kadir, uyudun mu?’ <em>Hayır</em> derse hemen kalkardık, gece gece ne oyun bulursak onu oynardık. Çok küçüktük, karanlıktan da korkmadığımız zamanlardı. Çünkü lambayı açarsak, tek oyuncağımız olan hamamböceklerini kaçırırdık. Evdekileri de uyandırır, bi ton ayaz işitir geri yatırılırdık. Bunu göze alamazdık. Kaçmalarına ramak kala yakalamanın tek yolu üstlerine bardak kapatmak olurdu. Bardağı kapatırdık ve saatlerce ölmelerini beklerdik. En büyüğünü baba, biraz büyüğünü anne, diğerlerini ise çocukları ilan ederdik. Onlar bardak içinde tepinip dururken bizde başka oyunlara dalar onları unuturduk. Uykumuz gelince de salardık giderlerdi. O bardakları ise yıkanmak üzere lavaboya bırakırdım. Annem temiz kadındır, eminim iyi yıkamıştır onları. Yoksa zaten şimdiye kadar ölürdük. Çok iğrençtik biliyorum ama en azından yemeye kalkışmazdık. Bunu yapanları da duydum çünkü. Bugünse hamamböceklerinden ölesiye tiksiniyorum.</p>
<p>Kadirle aramız 15 aydır. Bu kadar yakın olunca doğal olarak ikiz gibi büyüdük. Hala daha kendimi onun ablası gibi hissetmem. Tek sorun vardı; onun erkek, benimse kız olmamdı. Oyun oynarken bazen onun da kız olmasını çok isterdim. Ben cinsiyetimi değiştirmeyi kabul etmezdim ama kolay bir yol vardı: Şeytani fikirlere sahip, bizden 3 yaş büyük ablamla bir olup, onu kız yapabilirdik. Bir gün bunu kafamıza iyice koyduk. O bizden daha küçük olduğu için ne yapsak itiraz etmeyi akıl edemezdi. Bunu fırsat bilip kadiri kız yapacaktık ve annemiz işten geldiğinde ona sürpriz olacaktı. Annemin eteklerinin belini daraltıp giydirerek işe başladık. Annemin milattan kalma cırtlak pembe bir ruju vardı çok iyi hatırlıyorum. Onu sürdük, yine Kalu beladan kalma morötesi bir far vardı tekli, onu da gözlerine boca ettik. Aynı rujla &#8216;yanaklara&#8217; da renk verdik. İşlem bittiğinde Kadir çok güzel bir kız olmuştu. O kadar makyajı yaptıktan sonra başını da eşarpla kapatmayı ihmal etmemiştik. Zavallı çocuk, o kadar komikti ki o sahne hala aklımda. Neyse annem geldi. Bi sürprizimiz var dedik. Arkamıza sakladık bunu. Annem bahçenin merdivenlerinden çıktı, kapıya yaklaştığında kenara çekildik ve bingo!!! Annem şok olmuştu. Biz gülmesini felan beklerken annem çok sinirlenmişti. Biricik oğlunu efemineye döndertmiştik. Allah muhafaza dönüverirdi belki. Hatta o makyaj malzemelerini nerden bulduğumuza da aklı ermemişti. Böylelikle süper planımız, her zamanki gibi en büyüğümüz olan ablamın azarlanmasıyla başarısız olmuştu.</p>
<p>O plan başarısız olmuştu ama benim başka planlarım vardı. Uçmayı öğrenmeliydim. Her süper kahraman uçuyordu. Ben de uçmalıydım, neyim eksikti ki? Ama bunun için önce kanat yapmalıydım. Divanların minderleri olurdu. Kolum kadar uzundular böylece tek tarafını koltuk altıma sıkıştırıp, diğer ucunu ise elimle tutabilirdim. Koltukların üstünden kazara düşme ihtimalime karşı da halıların üstüne sünger minderlerden koyar, olası bir kazaya karşı kendimi korurdum. Bir gün yine mükemmel şekilde hazırlandım. Divanın tepesine çıktım. Salonumuz oldukça büyüktü. Uçmam için yeterli alan vardı. Minderleri kolumun altına sıkıştırdım. Kuşlar gibi önce yerimde sallamaya başladım. Sonra havalandım. Tabi bu arada alttan ayaklarımla destek yapıyorum. Boynumu yukarı kaldırıp bu hareketleri yapınca da uçuyormuş gibi oluyordu. Evet evet, uçuyordum. İlerdeki halının çizgisine kadar sadece tek adımla uçabiliyordum. Ama sonrası olmuyordu. Bu sırada beni kimsenin görmediğinden emin olmalıydım, yoksa süper güçlerimle dalga geçerlerdi. Bunun gibi birkaç deneme daha yaptım. Çok yorulduğumu fark ettim. Anladım ki kuşlar da çok yoruluyorlar. Sonra vazgeçtim ve insan gibi davranmaya devam ettim. Bu da olmamıştı… Bir hayal kırıklığı daha.</p>
<p>Kuş olmaktan vazgeçip artık yetişkin bir insan gibi olmaya karar verdiğim dönemdi. Bununla birlikte insan anatomisini incelemeye başladım. Babamda ve bazı arkadaşlarında ademelması denen, gırtlaktan böyle cilli yutmuşsun gibi sarkan bir yuvarlakçık vardı. Babamda vardı ama bende neden yoktu? Benim de olmalıydı. Babamın boynundaki o kitleyi sürekli eller, nasıl oraya girdiğini anlamaya çalışırdım. Belki ben de denesem olurdu. Bu fena halde aklıma takılmıştı. Benim de gırtlağımda o topçuk olmalıydı. Bir gün annem üçümüzü birlikte vesikalık fotoğraf çekmeye götürmüştü. Ablam çekindikten sonra sıra bana gelmişti. Ama ben olayın farkında değilim. Yani amca beni oraya oturttu ama, o makineyle ne yapmaya çalıştığını çözmeye bile çalışmadım. Çalışmam gereken bir konu vardı. Boynumda o şey olmalıydı. Ben gırtlağımı böyle tuhaf tuhaf şekillere sokmaya çalışıyorum, amca fotoğraf çekmeye…Annem de ordan habire işime karışıyor. Kızım boynunu neden öne getiriyosun düzgün dur felan diyor. Baktı ben kendi dünyamdayım, işi de çok benle uğraşçak değil ya. Vazgeçti. Sonra tabi elime fotoğraf geçince anladım ki, o anda öyle şeyler yapınca ne kadar enteresan bir şekle giriyormuşum. O salak ifadeyle çektirdiğim o fotoğraf hala durur. Böyle sarı kabarık saçlarım, kırmızı bir kazağım var. Yarı baygın çıkmış gözlerim üstelik. O fotoğraftan sonra vazgeçtim o topçuktan. Zamanı gelince benim de gırtlağımda sarkan bir topum olabilirdi. Biraz büyüyünce işte… Ama asla olmadı. Çok büyüdüğümde öğrendim ki o sadece erkeklerde beliren bir durum. Yine yanlış hedef.</p>
<p>Nasıl bir muhabbette denk geldiysem ayak numaramın büyük olmasını sanki bir marifet sanırdım. Annemin ayaklarımla ilgili yaptığı bir yorum sanırım bende bu takıntıyı yarattı. Ne alakaysa hep büyük numaralı ayakkabılar giymeye merak salmıştım. Bir gün annemin yanına gidip büyük bir iftiharla 38 numara ayakkabının tam geldiğini söylemiştim. Halbuki yalan.. Annem <em>&#8216;he gülüm he&#8217;</em> der gibi bi ifadeyle sallamamıştı dediğimi. Ben de mutlu mutlu ordan ayrılmıştım. Ne kadar tuhaf şu çocukluk denen olay yahu!</p>
<p>Bakkala bişey almaya gittiğimizde para veriyorduk, buraya kadar normal, ama neden adam bizim paramızı çekmeceye koyduktan sonra tekrar başka para veriyordu? Madem para veriyoruz, neden geri başka para alıyoruz? Uzun süre bunun mantığını çözmeye çalıştım. Sonra anladım ki ‘para üstü’ denen olay varmış.</p>
<p>Radyo, Televizyon denen şeyler çok yeni olduğundan ve biz de çok fakir olduğumuzdan, en azından TV ile çok geç tanıştık. Ben anlamazdım ama bizimkilerin elindeki tek kaset, Çoşkun Sabah&#8217;ın &#8216;Anılar&#8217; adlı şarkısının bulunduğu kasetti. Çocukluğumuzun büyük bölümünde Coşkun Sabah dinledik. İşte o kaset günün birinde içinden geçen şeritin çok parlak olması nedeniyle elimde kalmıştı. Uzadıkça uzayan şeridi çekiyorduk, geri sarmaya çalıştığımızda olmuyordu. Onu da öylelikle bozmuştuk. Şeritleri sağımıza solumuza süs yapıp oyun oynuyorduk artık mahvolmuştu güzelim şarkılar.</p>
<p>Ablam çok fenaydı. Bizi sürekli kandırır, gerekli gördüğünde korkutur, eğlenirdi. Çünkü bizden büyüktü ve bizden önce aymıştı kafası pek çok şeye…Hala yaptıklarını hatırlar güleriz. Geçenlerde bi gece oturduk sadece çocukluk anılarımızı anlattık. Gülmekten karnımız ağrımıştı.</p>
<p>Komşu kızı Meliha’nın bize geldiği bir gündü. Napalım oturduk sohbet etmeye başladık. Ablam, Kadir, ben ve Meliha varız. Ablam Melihaya sinir oluyordu, dalga geçiyordu sesiyle felan. Ama gerçekten ince, komik bir sesi vardı kızın, neyse bizi de örgütlemişti, artık bizde sinir oluyorduk ama yine de oynamaya devam ediyorduk. Ablam korkunç hikayeler anlatmaya başladı. Amacı Melihayı korkutup kaçırmaktı. Yüzüne oldukça ciddi bir hava verdi ve başladı anlatmaya. Biri geliyordu bizim fabrikaya sinsice girip annemi öldürüyordu felan. Olayı o kadar canileştirerek anlatmıştı ki, biz odanın camından daha da puslu görünen, rüzgardan kıpırdayan ağacın buğulu gölgesinden bile irkilmiştik. Kulağımız ablamda, gözümüz odanın camına yansıyan gölgedeydi. Sürekli hareket ediyordu, gittikçe de büyüyordu. O korkuyla Melihayla birbirimize sarıldık. Sonra gölge yaklaştı yaklaştı ve kapının dibine kadar geldi. İyice gerildik ve çığlık atıp ağlamaya başladık. O sırada kapıdan içeri annem girdi, demek ki yaklaşan gölge anemindi ve fabrikada onu öldürmeye gelen birileri yoktu. Koştuk annemize sarıldık ve hemen ablamı anneme ağlaya ağlaya ispiyonladık. Biz o haldeyken ablam ne yapıyordu sizce? Tabii ki sinsi sinsi sırıtıyordu. Zafer yine onundu…Çocukluğumuzu yedin bilesin abla!</p>
<p><em>İşte böyle herkes gibi sıradan, ama bir o kadar da kendimize özgü bir çocukluk geçirdik. Uzun zamandır yazmayı planlıyordum ama iddiayı bahane ettim daha iyi oldu. Böylece mağlubiyeti en az zararla atlattım. Aferim bana, ablama benzemeye başladım sonunda <img src='http://www.nesli.gen.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nesli.gen.tr/ben_kucukken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
