Ağustos26
Biz öğretmenler olarak her 1 Eylülden itibaren, ‘önümüzdeki sene dünyayı nasıl kurtarırırız’ diye toplantılar seminerler düzenleriz. Bu yüzden herkesin ‘Vay arkadaş, demek öğretmensin ne güzel 3 ay tatilin var’ şeklindeki kalıplaşmış saldırısını; bu toplantıları hatırlatarak elimine etmeye çalışırız. Kendimizi de bir güzel ajite ederiz.
Yine 1 Eylül geliyor ve bu demek oluyor ki bizim 2 ay-cık süren tatilimiz bu tarihle sona eriyor. Artık 2 ayda ben de şunu yapamadım, tatilimi yaşayamadım, yapacaklarımı bitiremedim diyorsan öl yani. Ama insan bitmeyeydi iyidi diyor.İnsanoğlu bu, yan gelip yatmak iyi oluyordu. Canın sıkılsa bile tatil tatildir düşünsene. Hiçbir şeyden sorunlu değilsin bidefa. Devamını okuyun »
Ağustos21
İki gün önce Diyarbakır’da, evde pişirecek yemek olmadığı için iftarda aç kalan 4 çocuğa sahip, seyyar satıcılık yapıp günde 1 2 lira ile eve gelen bir babanın, iftardan önce intihar ettiğini okudum. Boğazımda tarifsiz bir yumru, vursalar kanım akmayacak, öyle bir üzüntü yok, tarifi yok.
Şimdi Ramazan geldi ya, iftar sorfalarında israfın hesabı yok. ‘Aman akşama kadar oruç tuttuk, istediğimizi yiyip içelim, artan da artsın yapacak bişey yok’ şeklinde iç geçirmeler sonucu çöpe giden her nimetle kaç aile doyardı bir inceden düşünürsek, kendimizden başkalarına da sorumluluğumuz var, bunu da hatırlasak, böyle bir manzarayla karşılaşmasak…
Ne var biraz insaflı olsak, paylaşsak?
Ağustos21
Anne : Ne desem gülüp geçiyorsun, hiç birşeyi ciddiye almıyorsun, herşeyi alaya alıyorsun!
Eski bir arkadaş: İlgisizsin, Takmıyosun da sallamıyosun da, değişik bişey oldun çıktın!
Başka bir arkadaş: Ya Nesli ne güzel böyle, ne olursa olsun olgunlukla karşılıyorsun, sana özeniyorum valla…
…………………………………………………………… Devamını okuyun »
Temmuz19
27 yaşımda; İstanbulun yoğun trafiğinde ışıklarda beklerken ve ben telefonda konuşurken yanıma yanaşan lüks araç dikkatimi çekecek, içindekinin Kıvanç Tatlıtuğ ya da Murat Boz olduğunu göreceğim, beni fark edecek ve salya sümük imza isteyen kızlardan biri sanıp şımarıkça gülümseyecek ama ben oralı bile olmadan yandığını fark etmediği yeşil ışığı gösterip gaza basacağım. Heytt be, hayali bile göğsümü kabarttı.
Keman çalmayı öğrenmeliyim. Piyano çok bayıyor, vurmalı çalgıları çok öyle profesyonel bulmuyorum, üflemeliye nefesim yetmez ama; keman çalmak ayrı bir haz. Onu öğreneyim bir ara ben.
Devamını okuyun »
Mayıs30
Küçük çocuklar oyun oynarken, uzunca bir süre sesleri çıkmazsa, bilin ki yaramazlık peşindedirler ve nerde oyun oynuyorlarsa hemen mekanı basıp olaya müdahale etmelisiniz. Yaptıkları yaramazlığı saklamak için arada ‘geeelimeeee’ diye bağıran cinsleri tanıdım; yeğenlerim. Gelme der, gidersiniz ve bingo! Manzara süper.
Uzunca süredir benim de sesim çıkmadı. Bu demek değildir ki ben de yaramazlık peşindeyim. Hatta hayatımın en masum en tehlikesiz en sıradan günlerini geçiriyorum. Can sıkıntısı had safhada, rutinlik ona keza…
Gündeliğe giden hanım teyzeler, pencerenin önüne yastık koyup yastığa dirseklerini dayayıp, falım sakızlarını da ağzına atıp pencerenin önünden gelip geçenleri izleyen pembeli mahalle kızları, her sabah koyunlarını sayıp mezraaya otlatmaya giden çobanlar, evde bilgisayarının başından kalkmadan oyun oynayan, forumları dolaşan ergenler, sekreterler, gişeciler, muhasebeciler… Devamını okuyun »