Neslihan

Kalıcı ve Bağımsız…

Manici geldi Hağnıııııımmm :)

Eylül29

Yaz tatili dönüşü fotoğraflarımın bi kısmını Facebook’a eklemiştim. Kiraz bahçemizde çekilmiş, Sandık dolusu kirazların fotoğrafı da bunlardan biriydi. Fotoğrafın açıklama kısmına ise:

Sandık sandık kirazlar,
Haziranı yakalar,
Gitte dalından kopar,
Adil abi paralar :) ))
(Ben yazdım olmuş mu)

diye minik bir mani yazmıştım.

Önceki gün Ümran kankam bize babannesinin manilerinden 3-5 tanesini Ankara şivesiyle okumuş, bu şekilde mani konusundaki yeteneğini ortaya koymuştu. Bugün de Facebook denen illetyusu karıştırırken olsa gerek bu manime denk gelmiş ki, maniye maniyle cevap verildiğinden yorumunu çakmış. Ben de aşağı kalmadım ve gereken cevabı yine maniyle verdim. Bir zaman sonra çok keyifli bir hal almaya başladı bu durum ve sürdürdük. Şimdi sizlerle de paylaşmış olmak istiyorum. Sürc-i lisan ettiysek affola.

Devamını okuyun »

Tekrar, bi daha, yeniden isterim!

Ağustos26

Epi topu 2 ay süren kıssacık tatilimiz bu haftasonu bitiyor.(Fonda izleyicilerden derin bir ‘aaaaoooowww :(duyuyoruz.)

Demek ki neymiş? Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi her güzel tatilin de…. Ooooofff! Burada sonsuza kadar susmak istiyorum.

Tatil bitmesin valla billa da gözlerim doluyor, yeminle…

Okulumu arkadaşlarımı toplantılarımı felan çok özledim ama…. Ama amaa…

Kendime küstüm bu yüzden hafta başından beri bişey yazmak istemedim, gerçekleri kendime kabul ettiremedim belki de…

Ama hatıraları anarak yaşıyacağım. Ne güzeldi dimi Nesli ya?

Ablamla internet bağlantısı olan güzel bir cafede çay içmeye gittiğimiz gün anahtarı evde unuttuğumuzu farketmiştik. Bin panikle kardeşimi arayıp taaaa Bursalardan anahtar getirtirken ve o bize yol boyu bi temiz söverken biz sahile inip laptopla bi güzel film izlemiştik, gelen geçen deli mi bunlar demişti, aldırmamıştık, görgüsüz gibiydik evet ama mecburduk beklerken oyalanmaya. Kadir geldiğinde ise yediğimiz zılgıttan bile etkilenmedik, mutfakta kikirdeyip durduk o bizi azarlarken. Böyle şeylerden bile ders çıkartamıyoruz ne yazık bize. :)

Bi kere de hava bulutlu olmasına rağmen çok uzak bi plaja gittik, deli gibi rüzgar vardı, deniz de çok dalgalıydı ama aldırmadık; inadına eğlendik, sonra birden yağmur bastırdı. Islak sıçana dönene kadar koşturduk çoluk çocuk, hem güldük hem koştuk. Alllah’tan kimseler görmedi. Eminim.

Annemi karşılamaya durağa gittiğimizde dakikalar geçmesine rağmen otobüs gelmemişti. Ablam on dakika önce aramıştı gelmesi gerekiyordu, panikledim, sordum ablama ‘telefonda nerdeyim dedi?’ diye. Ne dese beğenirsiniz? ‘Bilmem, sesi otobüsteymiş gibi geldi’ dedi. Kafayı yiycektim. Yahu bir insanın sesi otobüste nasıl çıkar, yaya iken nasıl çıkar. Nasıl bir tahmin yeteneğin var kızım senin? Delirtti beni, 45 dakka bekledik sayesinde boşu boşuna hem de.

İstanbula gittiğimiz gün gemimiz poyraz nedeniyle saatlerce sallandı, milletin morali bozuldu, herkes eğlenceden elini ayağını çekti. Kulağımızın dibinde kusan, sallantıdan dolayı sandalyeden düşen, çocuğu ağlayan, ölcezzzz, titanik bile battı şuncacık gemi neden batmasın diye sümküren… ne ararsan var. Ben ve ablam ne yaptık sizce? Modumuzdan bişey kaybetmediğimiz gibi tek bir sahne kaçırmadan hem insanlardaki heyecanı gözlemleyip eğlendik, hem de pür dikkat geziye odaklandık. Gemi de batsa bize o moralle bişey olmazdı. Aslanlar gibi enerjik ve sinerjiktik gece sonunda. Yetmedi bi de evde döktürdük.

Gittiğimde 9 aylık olan yeğenimi kucağımdan indirmedim. Ense kökü dahil öpmedik gram yer bırakmadım. Kucak kedisi olduğundan ben varken emekleyemedi bile, ne zaman benden ayrıldı 2 gün sonra emeklemeye başladı, o da yarım yamalak… O kadar alıştım ki ona. Allah’ım çok özlerim onu ben yaa!

Canım kankitom kızkardeşiylen bana süprüz bi doğum günüsü kutlaması tertiplemiş. Çok ama çok mutlu etti beni. Uğur böcekli doğum günü pastam, Yıldıztepede gecenin körü, rüzgardan yanmayan çakmak, Fiorino, pembe öküzcüküm… Her şey ama her şey mükemmeldi, ağlama noktasına geldim. Sonraki gece de bizimkileri ‘unuttuk doğum gününü’ diye kandırmaya çalıştığı  başarısız sürpriz çabaları…

Ben yeni yaşımı unutmaya çalıştıkça bunlar gözüme gözüme sokuyorlar, töbe yarabbim!

Sonuç olarak Ailece süper bir yaz geçirdik. Moraller iyiydi, kaygım sıkıntım yoktu geçen yılki gibi… Ben mutlu olunca onlar da öyle oluyorlar. Yedik içtik, hepimiz 100er kilo olduk. Unutamayız bu yazı…Seneye tekrar, bidaha, yeniden,yeni yine yeniden istiyoruz. Haydi hep beraber şimdiden:

Yaz gelsin artıkkk !!!

Birşey beklemeden yaşamak

Nisan28

Bunun olacağını hiç düşünmezdim şu son zamanlardaki koşuşturmalardan sonra bu durgunluğun. Ben hep aynı tempoyla hep aynı enerjiyle koşmalıyım. Ama neden bu sessizlik şu son iki gündür? Havalardan desem, güneş yine var…Rehavet desem, ben hep mi tembeldim? Neden böyleyim acaba? Olgunluk denen kavram, kaç yıldır hayatta olduğumu sorgulamaya mı kalktı yoksa? Devamını okuyun »

İyi ki Doğdun DA :)

Nisan18

Haftalar öncesinden düşünmeye başladım. Ne alsam?

Şimdi aynı ilde olsak neler yapılır, ne sürprizlerle kutlanır ama; adam Türkiye’nin öbür ucunda…Mecburen hediye alıcaz kargoyla göndericez. Ama ya gecikirse, ya tutup da başka yere götürürse? Ya yolda hasar…?

Düşün Neslihan düşün…Ne yapabilirsin…

Son bir hafta…Artık hediye de alamazsın, gönderemezsin, çok geç. Başka çare düşün… Devamını okuyun »

MSN Son Sürümü

Mart15

MSN kullanıcılarını o kadar reklama boğar ki, sağda solda heryerde ‘Şunu keşfedin, yeniliklere adım atın, hayatınızı değiştirmeye msn den başlayın’ gibi sloganlarla dikkat dağıtmada birebirdir. İşte yine öyle bir anda; ekrana boş boş bakıp o reklamlardan birini tıklamamla kendimi korku trenine binmiş gibi hissettim. Yenilikleri, değişiklikleri hiç sevmem, elimden gelse msn ilk sürümünü kullanırım şikayet de etmem. Alışkanlıklarımı değiştirmek istemem. İşte neyse; ben girdim bir tünele, beklemeye başladım. Msn yüklenmeye başladı, ben de tırnaklarımı yemeye… Yükledi, bir kaç komut verdi hepsine boyun eğdim. Sonra kullanmaya başladım. Bir kaç denemede bulundum, bazı eksikleri vardı, oturmamıştı tam olarak. Ben de nasıl düzelteceğimi bilmediğim için kalan tırnaklarımın tamamını yemeye başladım. Ardından kankoşumla konuşmaya başladım, kendisi bana Plus’u yüklemem gerektiğini söyledi. Yükledim, istediğim değişiklikleri yaptım. Topu topu yarım saatimi almıştır. Her dakika başka bişeyi keşfedip mutlu olmaya başladım. Renkleri, herşeyi ayarladım, baktıkça daha da beğenir oldum. İyi ki yüklemişim, pişman değilim.

Msn de vakit geçiriyorsanız, yükleyin derim, benim keşfedemediğim daha çok özelliği var, mutlaka hoşunuza gidecektir. Beğenmezseniz iade bedeli almıyoruz efenim.

(Ben reklamımı yapar paramı alırım, gerisine karışmam :) )

« Eski Yazılar
  • Murat: Aynen abla bir sürü...
  • Serdar: Tavsiye bağlantı olarak...
  • Murat: aslında abla dünya çokta...
  • Erzurumlu: kafana takmışın :D
  • Neslihan: Nihal: Tavsiye...

    Cesaret dedigin sence nedir?
    Anket Sonuclari