Neslihan

Zarif, sağlam, esnek

Sosyal Etkinlik!

Mart17

Bu sene müfredata giren bir ders var liselerde: Sosyal Etkinlik. Bu ders için seçilen gladyatör de ben olmuştum sene başında. Ay yine öğretmenlik maceralarından birini anlatçan, anladık diyen varsa, haklı :)   Bazen geriye dönüp kendi kendime ‘Bunu niye yazdım ki sanki, hergün benzeri bin tane şey yaşıyorum’ diyorum ama, bunu da anlatmasam deşarj edemiğciim kendimi.

Şimdi işte ben bu derste ne yapıyorum, müfredat gereği pano düzenletiyorum, bahçe temizletiyorum, etkinlikler düzenleyip bizim koca eşşeklerin sosyal becerilerini güle oynaya geliştiriyorum. Eğlenceli geçiyor ders, ama gudubet bi anıma denk gelirse zehir olmuyor değil. Havalar bu ara iyi gitti de Allahtan, keyfim yerinde. Bunu gözlemleyen sıpalar her yolunu deniyor kaytarmanın. Yine bi yol tutturdular, bahçeye çıkalım diye. Müdür normalde izin vermez, gittim odasına; karşısına şeyle çıktım: Devamını okuyun »

Şimdiki Jenerasyonun çocukları, aah ah!

Ağustos28

Kankamın harici diskini almak için -kendisi askerde olduğundan- kızkardeşiyle buluştum bugün. Gelirken yanında yeğenini de getirmiş. Önceden fotoğraflarını görmüştüm yaramazın. 7 yaşında cin mi cin bişey. Sarı bir kafa, kapkara gözler, upuzun kirpikleri var, o kadar sevimli ki ‘az büyüsün kızlar peşinden ayrılmaz’ dedim arkadaşıma. O da kızlarla pek ilgilenmediğini söyledi. E mantıklı çocuk, hak vermedim değil.

Neyse tam ayrılırken yanağından öptüm. Dedim ki: Devamını okuyun »

Ya Penimzin, ya Qara Toprağın!

Nisan4

Çanakkaleye bir daha geldiğinde seni burada bekliyor olacağım!

O günden sonra her şey daha güzel olacak!

Sadece sen ve ben!

Sitemi ziyaret ettiğimde böyle bir dehşetle karşılaştım. Böyle bir başlık, ve tam da bu mesaj!

Şekilde görüldüğü gibi psikopatın biri benim nacizane sitemi hacklemiş! Beynimden aşağı kaynar sular döküldü. Benden ne istediler ve hangi manyak bana bunu yapabilir anlamadım.  Çok korktum, mahfoldum.

Hemen MSN üzerinden kankama yazdım. Sağolsun yardımcı oldu.

-sitem hacklenmiş kanka…

?bakam

hacked die biri az önce kullanıcı kaydı ile kaydolmuş, mesaj bırakmış gördünmü

tema gitmiş, acaba temada mı açık vardı

alla alla

sen girebiliyon mu paneline

evet, giriyorum panele

ok bakam, ben girebilcem mi

şifrelerimi biliyomusun

ben giremiyom kanka, admin kullanıcı adından girecektim, yok giremiyorum

ne bu kanka ya, çanakkaleden mi acaba.. dur ip sine bakayım

sunucunun paneline giriyorum, sen bir şey yapma

kanka kimseyle tanışmadım çanakkalede ben

alla alla, dur kankam belli olur şimdi

eğer ip sini gizlememişse

bakıyoum kanka bekle

aldım ip yi şimdi, bakayım neredenmiş

hack@mackhackmack.com bunu yazarak üye olmuş

has!!! mackhackmack.com, çok büyük hack örgütü kanka

benle ne alaka anlamadım ya, kanka bir nisan şakasımı acaba??

haha!!!!, sazannnn, huhu!

….şeklinde bir diyalog gelişti efenim. Bariz gördüğünüz üzere bu dünyanın en eşşek insanı, en pis şakaların demirbaşı, vicdansızın önde gideni, mikrop delisi kişilik benim gibi safı bu şekilde tufaya düşürmüş, sonrasında ise saatlerce gülerek bu yaptığı pis şakanın tadını çıkarmıştır. Karşısında aciz ve melul şekilde çare arayan zavalllı olarak ben, rengi sapsarı şekilde klavyesinin başında kalakalmıştır.

Tarihlerden bir nisandı.

Yuttuğum ne ilk şakaydı, ne de son. Yılın en korkunç gününde bir darbeyi de kankamızdan yedik…

Eyvallah!

Rövanşı çok acı olacak…Bekle Erol Taş kılıklı webmaster! :) ))

Ben evleniyorum!

Mart18

‘Ben evleniyorum aşkım. Adres:3683 70. işçi sokak no/3330′

Yazıyı gördüm, eyvah dedim. Ben naaptım? Evleniyordu ve benden yardım istedi, bense bu notu aylar sonra gördüm. Kimbilir ne yaptı, nasıl bekledi beni…

Sonra toparlandım. Yahu ben erkek miyim de eski sevgilim beni düğününe çağıracak. Besbelli okuma yazmayı bilmeyen biri yolda felan asıldı, ben yüz vermeyince de böyle bir not bıraktı diye düşündüm.

Sonra daha bir toparlandım. Bunu biri yazdıysa bizim evdeki not kağıtlarının aynısını nerden buldu? Basbayağı bizim eve gelmiş, yazıyı yazmış ve sağlık karnemin arasına koymuş. Uzun zamandır doktor yüzü görmediğimden (Burda maşallah demeniz ve alkışlamanız gerekiyor) ben de bu notu aylar sonra gördüm. Neyse iş işten geçmiş, evlenmiş ve mutludur umarım diye düşünürken, yazının el yazısıyla yazıldığını, bunu da sadece yazmaya yeni başlayan birinin bırakabileceğini anladım.Ama kağıt elimde bi 20 dakika kadar düşündükten sonra.

Evet evet! Bu şahıs tam da benim 8 yaşındaki dünyalar tatlısı prensesime aitti. Not kağıtlarını eline resim yapsın diye tutuşturmuş; ben de gelen misafirlerle ilgilenmiştim. O akşam hayal gücünün engin kapılarını açıp, kendini hangi rüyada bulduysa, bana böyle bir not yazıp sağlık karnemin arasına bırakmış.

Hay Allah’ım ya! Sen bu kızı kendi potansiyelinden koru. Yoksa işimiz çok zor. Ufacık bi kağıtla ortalığı duman edecek bu yaşta!

‘Aşkım ben evleniyorum’muş! Töbe töbe!

Yemekte miyiz? Hayır değiliz!

Mart14

Her hafta olduğu gibi bu hafta da hazırlayıcı eğitim seminerimizi görmek üzere ilçeye gitmiştik. Yine sıkıcı başlayan semineri kendi çapımızda eğlenceli hale getirmeye, ve son öğrencilik günlerimizi suyunu çıkarmadan yaşamaya devam ediyorduk. Öğle yemeği için ara verdik ve ilçedeki hatırı sayılır, müşterisi bol bir lokantaya atıştırmak üzere gittik. İçerisi oldukça kalabalıktı fakat, öğretmen olduğumuzu anlayıp hemen buyur ettiler ve siparişlerimizi verdik. Siparişler geldi, ilgili salata ve eşlik edenleriyle birlikte yemeğimizi güzelce yedik. Buraya kadar herşey normal. Sonra Ümranla ben, kalkmadan önce son oburluğumuzu yapalım dedik, atılmasına gönlümüz razı olmaz diye, salata tabağına güzelce çatallarımızı daldırdık. Maruldu, havuçtu derken seçe seçe yiyorduk ne güzel. Taa ki son anda çatalımda, marula hiç de benzemeyen siyah, irice ve yuvarlak bir cisimcik görüp çatalı tabağıma bırakıncaya kadar.

Evet, bir insanın yemekte görebileceği en kötü şey; bir karasinek ise, ben daha beterini gördüm… Yarısı kesilmiş bir karasinek!

Arkadaşlarımın yemeğe devam edebilmelerini sağlamak için yüzümün gözümün girdiği şekli saklamaya çalıştım. Ne gördün diye ısrarla sormalarına rağmen tabağımdaki rezaleti göstermedim. Yemeklerini bitirdiler. Salatadan son kez çatalına alan arkadaşım, aynı şekilde çatalını bıraktı, bizse sineğin kalan yarısını görmek ümidiyle tabağına eğildik.

Hayııırr! Sineğin kalan yarısı orda değildi. Bu defaki başka bir sinekti, en azından kanatları hala yerindeydi…‘Sana daha zarif bir sinek gelmiş, ne kadar şanslısın’ dedim, güldük.

Orada attığımız her adımdan bütün ilçenin haberi olduğundan ve öyle bir hareketi kendimize yakıştıramadığımızdan hiçbir şekilde olay çıkarmadık, gülümseyerek hesabımızı ödedik ve mide bulantımızı da alarak oradan uzaklaştık. Dışarda yeme zorunluluğunu bir eziyet haline getiren bütün lokanta-restaurant tipi yerlere sesleniyorum: Biraz daha özenli olmak zor mu geliyor acaba? En azından sinekleri bütün bırakın kardeşim! Yarısını görememek insanı daha da üzüyor bilesiniz…

« Eski Yazılar

    Tatile nereye gidenlerdensiniz?
    • Add an Answer
    Anket Sonuclari