Neslihan

Kalıcı ve Bağımsız…

Dizi Senaristlerinin alnından öpücem :)

Şubat10

Bu kız bir önceki fragmanda ekibe yeni gelen elemanla öpüşmüyor muydu? E peki bu hafta neden eski sevgilisiyle öpüştü? Demek o elemanla bu elemanı kıskandırmak için öpüşmüştü. E peki bunun annesini geçen hafta biyere kaçırıp ayaklarını kollarını bağlamamışlar mıydı? Neden bu hafta tutup kızın kendisini kaçırdılar? Hınmm!Demek annesi konuşmadı, bu kız açık ağızlı zaten herkesle öpüşüyo, kesin bu konuşur diye düşündüler.  Enteresan…

Peki en küçük bi davanın bile aylar sürdüğü Türk mahkemelerinde aynı bölümde tutuklu yargılanan Ferhunde fettanı, hayret ki aynı bölümde tekrar salıveriliyor. Kenafir gözlü kız nasıl da çemkirdi eli maşalı mapusane garılarına! Dilim tutulur korkudan benim, kekeme olurum ben, anam millet ne fena! Car car bağırdı susturdu hanımağasını. Çıkçam ben burdan alın çayınızı siz için dedi ya! Cesaret…

Hanımın çifliğinde de 70li yılların mürebbiyeleri gibi giyinen, paso karmen kırmızı rujla dolanan tayyörlü kadınların da aşkları bi muamma. Koymuşlar kara kaşlı kara gözlü bi oğlancık. Bi O öpüyo bi öteki. Adamın tek yaptığı dudağında kalan kırmızı rujları silip direksiyon sallamak oluyor. Arada senaryo gereği hanımı da kesiyor, küsüyor bişiler oluyor.

Ezeldeki Eyşanı…Allah! Elime bi versinler onu. İkinci kırmızı ruj vak’ası da onda. Bi kocasını öpüyo, bi ötekini. Bi eski sevgilisinin mezarına gidiyo, bi yeni sevgilisinin eski evine. Bi oğluyla ilgilenmiyo onun dışında herşeyle alakadar. Kocası da kendinden kısa üstelik, öpmek için tabureye felan çıkıyo, yumurta topuklu ayakkabılarla geziyo. Yazık küçüğüme…

Küçük kadınlarda 17 yaşında kız, zengin diye tutmuş 90 yaşındaki amcayle evlenmiş. Töbe bismillah yaklaşmıyo adama.  Adam da bunalıma girdi çirkinim heralde diye egosunu şişirmek için tuttu elin kadınlarıyla otellerde… Ne dersin ne edersin şimdi…  Bide 7 yaşındaki en ufak kız tutmuş Barbi bebeğiyle oynarken Şrek gibi bişeyle yemeğe çıkarttı bebeğini. Senaryosuna şunu da  ekledi: ‘Ben de büyüyünce godamanlarla evlencem ablam gibi, bende zengin olcam’. Al işte en ufağından belli ne istedikleri. Allah o dizide kaç kız oynuyosa hepsine akıl fikir versin. Amin…

Aşkı Memnu’ya hiç elleşmiyorum. Ben o kadar yalanı birbirine karıştırmadan bir arada tutabilen bir zeka örneği ve Allah vergisi bir şans başka hiç bir yerde göremedim. Gerçek hayatta kaç gün aynı çatı altında

Ben de bi senaryo deniyyim diyorum ama çevremde böyle örnekler varken hiç kalkışmıyorum. Benim yazdığım dizileri çekse çekse STV çeker zaten. Öyle ruhani bişey olur hayattan kesitler sunan. Ondan yani bu rahatsızlığım. Milletin psikolojisini, yaşam tarzını nasıl etkiler, onu düşündüğümden değil.

;)

Ağır laptop nasıl hafifler?

Ocak25

Laptopunuz ağırlığıyla dillere destansa, belinizi ağrıtıyorsa, taşımak yerine masanın üstüne koymayı ve orda bırakmayı tercih ediyorsanız; bu derdinizden annenizin yanında bahsedin. Önerdiği çözüm hiç düşünmediğiniz birşey olabilir:

‘Silin indirdiklerinizi hafiflesin biraz!!’

Ben erkek olsaydım…

Ocak21

Aylar önce kızkıza oturmuş klasik akşam geyiklerimizi yaparken ‘keşke erkek olsaydım uleeen’ gibisinden atıp tutuyordum. Hadi blogunda yaz madem de okuyalım demişti Ümran kankam, olmaz çoluk çocuk okuyor demiştim.

Şimdi de bi baktım Doğan kankam Kız olsam demiş, atmış tutmuş sağolsun. Bi de demiş ki: Ha birde bir kız arkadaşımız blogunda ben erkek olsaydım diye bir yazı yazsada okusak… Hemen görev bildim, ayıpsın dedim. İki kankamın da hakkı kalmasın, hemen  erkek olma hayallerime başlıyorum efenim:

Devamını okuyun »

Aşkın Balkonundan Erkek Çeşitleri

Aralık15

Günümüzde sıkça karşılaştığımız, aşık olunamayası tipler vardır. Hayır biz bayanlar aşk olayına neden bu kadar romantik bakarız ki, orda kendimize kızmıyorum değil. Adamlar çoktan aşmış, aşka maşka gerek yok. Onlar gibi olacaksın tamam. Bu yüzden Fransız kadınlarına imrenirim hep. Neyse bahis bu değil.

Dünyada 3, bilemedin 5 tip erkek vardır. Bunlardan her birinin genel geçer aşka bakışlarını anlatıcam.

1) Sololar; Aşkın a’sını tanımamış, işi düşmemiş, aman zamanı gelince olur, şimdi odaklanmam gereken bir kariyerim var, hele bi işimi elime alayım, kızların alası peşimden koşçak; diyen tipler. Biri kardeşimdir. Favori tiplerimdendir ne yalan söyliim. Böylelerin İşi gücü Football Manager oynamaktır, vurdulu kırdılı film izlemek ve Street Fighter oynamaktır. Bu tür oyunlarda mangalda kül bırakmazlar. Tek amaçları Fifada her neyse bi rekor kırmış olmaktır. Arada bir okula giderler. Muhabbetine kız keserler.

2) Eroslar. Oldukça romaniktirler. Aşk olmazsa yaşayamazlar. Yedikleri aşk, içtikleri aşk, okudukları aşk, hava, su… herşey aşktır, şiirdir. Kendilerine bakarlar, kalpleri hassastır, kırılmaya gelmezler. Merhametlidirler, görgülüdürler. Kadınlara karşı oldukça hassas olmalarına rağmen ilgi alanı kadınlar değildir. Efenim anladınız siz. Böyle erkekler de nedense erkeklerle ilgilenir. Geçiyorum…

3) Babacanlar; Uzun süreli ilişkilerin adamlarıdır. Bi kadın bulurlar, gerisini koyverirler. Hayatları garantide, ‘kız mız peşinde koşup ömür tüketemem, aman benimkiyle uğraşamıyom bide başkalarıyla uğraşamam, tamam bu kız güzel işte, annemle de anlaşır, aldık gitti’ derler. Macera aramazlar, kafaları rahattır. Bunların fotoğrafını alıp kucaklarına fotoşopla iki tane bebe monte ediceksin, kucağına yakışıyosa evlenilecek erkektirler. Yanlız biraz göbek salarlar zamanla. Ama güvenilir tiplerdir. Büyük ihtimalle zamanla  kel kalırlar. Kızı kendileri bulamazsa anneleri bulur. O yuzden iki kere rahattırlar.

4) Toylar var. Kendileri yaşlansa da akıl yaşları 17dir. Her haftasını başka kızlarla değerlendirirler. Maksimum ilişki süresi 5 gündür. Egoları mükemmeldir, hep hatalı olan taraf kızlardır. Off yaa! en çok kullandıkları kelimedir. Eğlencelidirler fakat hafızalarında çok şey tutamazlar. Zaten gerek de kalmaz. Kızların adını ezberleyene kadar unutma zamanı gelir çünkü. Bi de ballıdırlar, hayatta hiçbişeyi yorulmadan elde ederler, nasıl oluyorsa. Yani gökten huri düşse bunları bulur. Çünkü çok yakışıklıdırlar ve onlar da bunun farkındadırlar. Gökten düşen huri olmayacağını da bilirler ki, tavlama sanatını çok iyi geliştirirler.

5) Kozalaklar. İşte böylesini kızlar nerden çekerler anlamam. Hayır anlarım aslında; kızlar kendilerini itip kakan tiplere çadır kurarlar. İşin temeli burdan patlak veriyor. Bizim kozalak bunu bildiği için oldukça ‘Mersii, elimin tersii! moduna girerler. Issız adam akım başlattığından beri tek düşündükleri ISSIZ ADAM olmaktır. Hiç ilişki başlamış mı, başlamaya meyil mi etmiş, ne var ne yok düşünmezler. Olayı tamamen gidişatına bırakırlar. Herşeyi belirsizdir. Hoşlanıp hoşlanmadığının bile farkında değildir. İlgi, merak güdüsü tamamen bitiktir. Kız haftaya ölcekmişim biliyomusuunn” dese, Olabilir, herkes 80 sene yaşasa dünyanın hali ne olurdu, der. Kızlar gene de bırakamazlar bunları. Karşısındaki kadına evde iş görcek, çocuk felan doğurcak, gömlek ütüliycek hizmetçi olabilir gözüyle bakarlar. Kendileri gecenin körüne kadar dışarda takılırken, kız azcık dışarı çıksa Noluyoz ulenn yapar, hatta bazen sallamaz ki kız da kudursun. Yakın çevresine, uzak çevresine yeni ilişkisinden bahsetmez ki olası piliçleri kaçırma gibi bi sorunla karşılaşmasın. Başkasının yanında aramaz, kız arasa meşgulum der kapatır. Telefonu bazen temelli kapatır ki günübirlik ilişkilerde şüphe çekmesin, aradığında da ‘işim vardı bee! öf herşeyi de sorma, ne anlarsın kadın kafası işte. Akşama kadar canım çıkıyo bide seni dinleyemem, hadi döncem sana ben..’ diyebilsin. Böyle mükemmel bi ilişkisi olsun. Ondan önce kızla kimse görüşmüş olmasın, saf olsun zeki olmasın ki çevirdiği dolapları çakmasın. İşi maaşı felan olsun, güzel olsun mutlaka, yanına yakışsın. İltifat etmeye gerek kalmadan kız kendisini onore edebilsin, çiçek miçek bu işler zaten mevzuu değil. Kısacası efenim ipler kendi elinde olsun ki, sıkıldığı zaman ipleri karşı tarafın kucağına fırlatıp,  Ama suç sendeydi, şöyle etmedin suçlusun bıdıbıdı.. deyip,  başından defedebilsin. Öyle bir zamanlama planlar ki, ayrılığın kabahati kesinlikle kendisinde kalmaz. İhaleyi ağlaya ağlaya karşı taraf devralır. Olay böyle biter. Beyimiz ellerini yıkar, gider. Yeni bir kız kendine hayran olana kadar da kimseye eyvallah demez. Burnu kaf dağındadır, artık alemin kralıdır.

6) Bu saydığım 5 gruba kendini dahil hissetmeyenler için teselli maddesidir. ‘Ben bu genellemelerin dışındayım’ derseniz, doğrudur derim.  ( Bu da benim kıvırma payım olur.)
Engin tecrübelerim ve zayıf  ilişkilerdeki güçlü gözlemlerim bana bu yazıyı yazdırdı. Sanmayın ki kızlar sütten çıkmış ak kaşık. Komşunun iğnesi hafifse, çuvaldızı hemcinslerime ayırdım. Çookkk yakındaa!!! :)

O Neslihan bendim, evet!

Aralık3

Bu yazıyı, günlerdir bana blog aracılığıyla ulaşmaya çalışan hayran kitlemin merakını gidermek için yazıyorum. Daha önce bununla ilgili bir bilgi paylaşmadığım için doğal olarak merak mevzuu oluyor ve gelen yorumları sağda siz de görüyorsunuz. Bu kadar ilgiye atfen, böyle bir bilgi vermek istedim. Teşekkür ediyorum herkese, sayenizde büyüdüm.

Müzik hayatıma yaklaşık 9 yıl önce başladım. Önce amatör olarak evde şarkılar söylüyordum. Çevremdekiler gözyaşlarını tutamıyorlardı. Ben de bu güzelliğe daha fazla kişiyi dahil etmem gerektiğini düşünüyordum. İşe ufak yeğenimle başladım. O zamanlar bir buçuk yaşındaydı ve yeni yeni konuşmaya başlamıştı. Kısa cümleler kuruyordu işte her bebek gibi. Sonra bu kelime hazinesini geliştirmeye karar verdim, güzel sesimle bunu daha kolay yapacaktım. Bir gün mutfakta, kendisine mama yapıyordum, o da kucağımdaydı. Sonra ben şarkı söylemeye başladım. Sustu, dinledi beni. Bitirince sordum; ‘nasıl, beğendin mi teyzecim?’ dedim. O ufacık çocuk dile geldi resmen. Ve ne ‘diyebildi’ biliyor musunuz? ‘Noluy aytık söyyemeee’

İşte o an, müzik işine başlamamam gerektiğini düşündüm. Fakat içten içe bastıramadığım bir duygu haline geldi ve uzunca süre sadece beste yaptım, şan eğitimi aldım. Evde kimse yokken yüksek sesle şarkılar söyledim. Sonra yavaş yavaş grup içinde, koro halinde derken kendimi üniversitede Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği derslerinde buldum. Hocamızın öğrettiği şarkıları solo halde söylemek zorundaydık. Kendisine minnettarım; moral verdi, elimden tuttu ve üniversite mezuniyeti adına verilen gecede Türk Halk& Sanat Müziği Korosunda ben de şarkı söyledim. Sonra korodaki herkes tek tek sahneye çıktı ve orkestra eşliğinde sesinin en elverişli olduğu şarkılardan söylediler. Ben de onlardan biriydim. ‘Bırakma Ellerimi’ adlı parçayı seslendirdim. Bittiğinde bütün salon ayakta alkışlamıştı. Başarmıştım, olmuştu evet.

Aynı yıl albüm yapmaya karar verdim ve bana o gece güvenip, sahneye çıkaran Hocamın bağlantılarının desteğiyle 2006 yılında ilk albümümü çıkardım. Artık herkesin tanıdığı ünlü ‘NESLİHAN’ olmuştum. İstediğim buydu, evet hayallerim gerçek olmuştu fakat, meslek kariyerime devam etmek istemedim ve sadece bir klipten sonra albüme katkı sağlayacak herhangi bir çalışma yapmadım. Mezun olduğum Güzel Sanatlar Fakültesinin hakkını vermek için, KPSSye hazırlandım ve 2008 yılında öğretmen olarak, şu an bulunduğum beldeye atandım. Artık sadece yakın arkadaşlarımın arasında söylüyorum o güzel şarkıları…

…demek, diyebilmek ve bunların en azından bir kısmının gerçek olduğunu söyleyebilmek isterdim inanın fakat, yeğenimin kullandığı o kısa cümle, müzik kariyerime başlamamam gerektiğinin en önemli işaretiydi ve sayesinde toplum, gürültü kirliliğinden kurtuldu. Doğru olan tek bir şey kaldı, o da arkadaşlarım arasında, beni gerçekten seven ve herşeyime tahammül edebileceklerine inandığım insanların arasında avaz avaz şarkı söyleyebiliyor olmamdır. Eğitim alsaydım bu kadar gülmezdiniz ama emin olun, susun ve arada şarkı söylediğimde mümkünse yüzünüzü buruşturmayın. Ve beni sesimi eğitmem konusunda tetiklemeyin.

Teşekkür ederim:) Saygılaarr, sevgilerr…

« Eski Yazılar
  • Murat: Aynen abla bir sürü...
  • Serdar: Tavsiye bağlantı olarak...
  • Murat: aslında abla dünya çokta...
  • Erzurumlu: kafana takmışın :D
  • Neslihan: Nihal: Tavsiye...

    Cesaret dedigin sence nedir?
    Anket Sonuclari