Neslihan

Kalıcı ve Bağımsız…

Bayram tadında 24 Kasımlara…

Kasım25

Birkaç satır yazmadan geçmek istemedim. Bu gün özel bir gün. 2. yılıma başladığım bu meslekte, herkesin dediği gibi ‘zaman’ gösteriyor gerçek yüzünü. Ne gördüysek, ne yaşadıysak o meşhur ‘öğretmenler odası’ nda, Allah beterinden saklasın diyoruz ve biz miniminnacık gönüllere nakış işlemeye devam ediyoruz.

Hep kullandığım ünlü cümlelerim vardır. Bunlardan biri de: ‘Bu iş gönül işi, parayla turayla yürütülecek türden değil’ derim yeri gelince. Hah! Bu öğretmenlikte öyle işte… Öğretmenler odası kulis, sahnede türlü gösteriler… daha neler, neler…

Bu güne dair,şimdiye dek gördüğüm en güzel mesajı da paylaşmadan geçmiyorum:

‘Bir harf vermek için film çevirip, öğretince çocuk gibi sevinip, 8 ay uğraşıp dönüp devinip, 10 dakkaya teftiş edilenim ben. Kimsesizim, ağam da yok dayım da, bir seçimde varım bir de sayımda, senede bir defa Kasım ayında, yalandan kıymeti bilinenim ben, bir garip memurum öğretmenim ben.’

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………….
Tüm öğretmenlerimin, öğretmen arkadaşlarımın gününü kutluyorum.

Kürtlere soruyoruz

Ağustos30

‘Posta’ Gazetesinin Ankara temsilcisi Hakan Çelik’in yazısıdır.

BİR TÜRK OLARAK KÜRTLERE SORUYORUM

Bir TÜRK olarak Kürtlere soruyorum; ”Kürtler bu ülkeye ne vermiştir ?” Kürtlerin, Türkiye’ye bugüne kadar ne katkıları olmuştur ? Sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda yaşamımıza neler katmışlardır ?

Kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan ”BU GÜZEL ÜLKENİN, TÜRKİYE’NİN VATANDAŞI OLMAK HAKKINI” bir kenara iterek, etnik köken üzerinden ırkçılık yapmayı tercih eden bu kitle, bu ülkeye ne vermiştir ve bu sapkın anlayışla ne verebilir ?

Kürtlere soruyorum; neden terör sizde, beşik kertmesi sizde, kız çocuklarını başlık parası adetiyle adeta bir eşya gibi alıp-satmak adeti sizde, her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç sizde, gasp sizde, ”NAMUS CİNAYETLERİ” sizde, kaçakçılık sizde, uyuşturucu ticareti sizde, bu ülkenin vatandaşı olmayı sindirememek hastalığı sizde, vur-kır-gasp et anlayışı sizde, ÖZELEŞTİRİ yapmamak sizde, nedensiz aşağılık kompleksi sizde, başına kuş pislese devleti ve diğer insanları suçlamak sizde, herşeyi devletten beklemek sizde, asimile edildiği yalanını söyleyip, 21. yüzyıl Türkiyesi’nde tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde, emperyalist devletlerin size sahte bir mazi yapıştırması neticesinde Anadolu’da hiçbir zaman varolmayan, sözde gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını yaymak yine sizde. Devamını okuyun »

Yaza dair

Temmuz11

Her şey o gün başladı…

Gerginliğin had safhaya ulaştığı görev mahallimden ayrılarak memleketime ulaştığım gün…

Döneceğimden habersiz olan valideyi, aniden karşısına çıkarak aklını başından alan küçük sağlam organizasyonumuzla başlamıştı eğlencemiz. Ev halkı, yanaklarından ısırılmak için yaratılmış küçük yeğenimle birlikte bunu beklemişlerdi ki; dönüşüm muhteşemdi. Kalanının da güzel geçmesi ümidiyle tatile başlamış olduk.

Gece yürüyüşleri, gündüz plaj gezmeleri, İDO geliş gidiş röntgenlemeleri, komşuların bitmek bilmez çamaşır serme seansları, psikolojimiz bozulana kadar izlediğimiz kanlı canlı gerilim filmleri, Allah’ın espri yeteneğini esirgemediği çılgınlar çılgını bir abla, yine de arkadaşlarını çok özleyen geçmiş bağımlısı ben, yanmayı bi türlü beceremeyen fakat kızarmada üstüne rakip tanımayan bembeyaz ötesi bir tene sahip ben, yemek yemekle arasını bir türlü açamayan ben, spor yapçam derken külkütah olan başka bir ben, ne olacak bu KPSSzedelerin hali diye düşünen ben, ne olacak benim sonum diye düşünen yine ben…

Yaz böyle geldi, geçiyor bile a dostlar. Allah insanın içine huzur versin de, mevsimin yazı da bir kışı da. Biz şarkımızı söyleyelim; gerisi boş.

Bitti mi ‘BİR’ koca sene?

Haziran12

Bütün bir eğitim-öğretim yılı, an itibariyle son bulmuştur arkadaşlar. Buruk bir sevinç, tuhaf bir hüzün var beldemizde.

Kimi sınıfta kaldı, kimi Ş.Ö.K (Şube Öğretmneler Kurulu Kararı) ile geçti, kimi takdir teşekkür aldı.

Kimi yıl boyunca çalıştı, kimi motor üstünde dolaştı, kimi okula uğramadı…Sonuçta herkes ektiğini biçti.

Bense öğretmenliğimin ilk senesini devirmiş olmanın şaşkınlığı içerisindeyim. Görevime başladığım günü, dün gibi hatırlıyorum. Ne tuhaftı okul, öğretmenler odası, öğrenciler…Herşey yabancıydı bana. ‘Bir sene nasıl biter burada‘ diyordum ama bugün, ailemden ayrılıyormuş gibi burkuldu içim. Çocuklarım mezun oldular. Ağladılar omuzumuzda, sonra yuvadan uçtular. Tarifsiz bir duygu.

…………………… Devamını okuyun »

Delirmek üzereyim

Mart26

Allah’ım! zaman su gibi geçsin, seçim olsun, kimi seçerlerse seçsinler, ama yeter ki korna basa basa gezen seçim otobüslerinin yarattığı ızdırap sona ersin n’olur… Hani geçen konvoy hangi partinin bi bilsem de ona göre karar verebilsem neyse de, bastığı kornadan ‘Hımm! Şu ÇFP’nin otobüsü sanırım, pek de güzel kornası varmış, ben oyumu buna vereyim’ diyeceğim. Ama anlamıyorum ki hangisi geçiyor.

Bir de odun kömür dağıtmadılar o zoruma gitti. Beyaz eşyam da yok, evim takır takır…Biri de çıkıp demedi ki, al bunlar senindir, hayrını gör. Ben de oy felan vermiyorum işte, yarın Çanakkale’ye gidiyorum Ümranla. Geldiğimde bitmiş olsun şu kabus, yoksa parti binalarını; pardon; parti kahvehanelerini basıp ‘Yeteeeeeeeeeeeeerrr!’ diye sesimin en güzel tonuyla bağıracağım.

Burası böyleyse metropoller nasıldır diye düşünmekten de alamıyorum kendimi. Gerçi; burada bir cadde var, oralarda yüzdeye vursan bir caddeden günde 1 kere ancak geçebiliyorlardır. Burada 1 caddeden 5 parti ile hesaplarsak; günde 200 kere geçiyorlardır. Abartmıyorum, doğru…

Allah’tan ki yarın akşam burda değilim. Yollarda olacağız Ümran kankamla…

Bekle Çanakkale, nasıl geçiyoruz seni; gör :)

« Eski Yazılar
  • Murat: Aynen abla bir sürü...
  • Serdar: Tavsiye bağlantı olarak...
  • Murat: aslında abla dünya çokta...
  • Erzurumlu: kafana takmışın :D
  • Neslihan: Nihal: Tavsiye...

    Cesaret dedigin sence nedir?
    Anket Sonuclari