Birşey beklemeden yaşamak
Bunun olacağını hiç düşünmezdim şu son zamanlardaki koşuşturmalardan sonra bu durgunluğun. Ben hep aynı tempoyla hep aynı enerjiyle koşmalıyım. Ama neden bu sessizlik şu son iki gündür? Havalardan desem, güneş yine var…Rehavet desem, ben hep mi tembeldim? Neden böyleyim acaba? Olgunluk denen kavram, kaç yıldır hayatta olduğumu sorgulamaya mı kalktı yoksa?
Önce küçücük çocuklarımı heveslendirdim o büyük ödüllü yarışmaya katılmaları için, deli gibi çalıştılar, ben de destekledim, yüreklendirdim. Tam gönderecektim ki o güzel eserleri; müdürüm ‘Bunları ya öğretmen gönderecek kendi imkanlarıyla, ya öğrenciler…Bu yarışma Okulu ilgilendirmez!!’… Ben ne yapmalıyım şimdi? O kadar çalışmayı Ankara’ya nasıl göndereyim. Küçüklerimden tek bir kuruş almam elim gitmez. Kendim göndermeliyim mutlaka. 20 kadar çalışmayı tek tek kendi ellerimle. Postane ilçede, bense ilçeden çok uzakta…
Sonra öğrencilerimden biri devamsızlıktan sınıfta kaldı. Tam da adam olmaya karar verdiği hafta… Çay ocağından kurtulacak; benim nerelere geleceğimi gördüğünde herkes utanacak demeye başlamıştı. Bugün eline ilk defa cetvel aldı dersimde, çizmeye başladı. Teneffüs arası verdikten sonra tekrar derse girdim. ‘Hidayet gitti, teneffüste müdür geldi, devamsızlığın doldu dedi; O da kızdı gitti’ dediler. Öylece kalakaldım. Elime verdiler bitiremediği çalışmasını. Çok moralim bozuldu, ama yapacak birşey yok. O aylar öncesinden kalmıştı sınıfta dediler. Zaten geçen sene de kalmış. Kazanamadığımız bir öğrenci daha bıraktı kendini hayatın acımasız kollarına. Canım çok sıkkın.
Şehitlik Gezisi planlarımızı öğretmen arkadaşlarımızın başını belaya sokmamak, müdürümüzün tehditi üzerine iptal ettik, içimizden kan gitti bunu öğrencilere söylerken…
Sağlığımı kaybettiğimle ilgili gördüğüm kötü rüyanın ardından, tam da seminerin son günü, hiç beklemediğim o küçük not… Allah irademi deniyor biliyorum, kanmam buna. Canımı sıkmayacak bu diyorum, geçiyorum…
Bazen kaybetmekten çok kaybettiğini kabullenmek yoruyor insanı. Bunu itiraf etmek.
Üstüste geldi bazı hayal kırıklıkları, beklentilerin boşa çıkması. Belki takmaz herkes bunları ama ben neden büyüttüm gözümde bazı küçük şeyleri? Ne bekledim hayattan acaba tam da bu hafta? Ne sömürdü enerjimi böyle? Birine mi kızdım ben? Evet olabilir aslında…Belki kendime, belki başkasına. Belki aslında rastlantılara.
………………………………………………….
Hep neşeli insanlar vardır ya hep mutlu, hep gülerler…Aldanmayın. O insanlar aslında içlerindeki kederi gömmek için gülüyorlar. Oynuyorlar çevreye. Kimse bilmez içinden neler giderken. Keşkelere, kayıplara, gidenlere, hiç gelmeyenlere ve asla gelmeyeceklere kan ağlarken yürekleri, bunu yok etmek ister gibi güler gözler. İnkar ederler.