44 kere Maşşallah!
Millet olarak çok heyecanlıyız malum. Bir maç olur, en deli biz kutlarız, bir cenaze olur, en çok biz ağlarız, dövünürüz… Bir yerde başkan seçilir; Sanki Türkiye olarak ABD olmadan nefes alamıyormuşuz gibi, iç politikası bizi pek bir yakından ilgilendirmeyen başkanlık seçimlerinde galip gelen Obama’nın başarısını, 1 değil, 4 değil, 44 kurban keserek kutlarız. Barış için pek bir ümitvar, kutlama için pek bir aceleci gördüm kendimizi.
Biz daha iç sorunlarımızı, PKK’yı çözüp rahat bir nefes almadan, tam da terörün kaynar yerinde bu kadar hızlı bir değişim ummak, özellikle bunu o tarafta görmek pek aklıma yatmadı. Sorunun merkezi, sorunun asıl kaynağını bilmiyor sanırım.
Başa gelen her yönetici şüphesiz istendiktir, demokrasiyle gelir, sevinçle karşılanır. Patronluğu boyunca gah eleştirilir, gah desteklenir. Bunlar her ülkede var. Peki giderken nasıl uğurlanır? Yaptığı işlerle… Şimdiye kadar hangi yöneticinin ardından çok, ama çok güzel kelimeler sarfedildi? Bir elin beş parmağını geçer mi?
Umarım utandırır beni Obama, umarım, tahttan inerken de ‘aman gitti, iyi oldu’ diye kurban kesilmez. Umarım dünyaya beklenen barış atmosferini getirir. Cebini doldurmaktan ziyade ‘cepleri doldurmayı’ düşünür.
Canım insanım sevindiyse ben de sevinirim. Onların beklentisi benim beklentimdir.
Ama istiyorum ki ‘Barış’; öncelikle kendi içimizde; kendi topraklarımızda başlasın. Teröre daha fazla ‘kurban’ vermeyelim. Bu son 44′ümüz olsun.