Kasım8
Birkaç gün önce bir arkadaşımla iddaya girmiştik. Hiç ilgilenmediğim bir alandı ve sırf görsel hafızama çok güvendiğim için girdiğim bu iddiayı doğal olarak kaybettim.İddiaya göre ben kazanırsam çocukluğumun en iğrenç anılarını blogumda yazarak kendimi rezil edicem, o kaybederse, bilgisayarından kendi seçtiğim en iğrenç fotoğrafını yayınlatacaktım. Ben kaybettiğime göre kuralları yerine getirmenin zamanı şimdi geldi.
Evet efenim, 2 gün kadar düşünüp, çocukluğumun engin denizlerinde yüzdüm ve en rezil hatıralarımı çıkarmak için hafızamın köküne kadar indim. Başlıyorum. (Heyecanla derin nefes alarak):
Devamını okuyun »
Kasım6
‘Son 10 yılın en korkunç filmi’ denmiş film hakkında. Tabi mesele korku olunca bu da ‘duygusallık’ gibi kişiden kişiye değişen bir şeydir derim ben. Kimisi örümcekten korkarken, (mesela ben); kimisi ise eli silahlı haydut kovalasa korkmaz. Dediğim gibi korku biraz da yaşanmışlık meselesi…
Rastgele online film izleme sitelerinden birine girdim. Ümranın bana tavsiye ettiği filmi arayacaktım fakat film romantik komediydi.Yani klasik amerikan gençlik filmlerinden. Tabi istemeye istemeye fragman felan arıyorum. Karşıma nasıl çıktıysa bu film çıktı. Adetim üzere fragman bile izlemeden önce filme yazılan yorumları okurum. Aynen şöyle yazmışlar: Devamını okuyun »
Eylül29
Yaz tatili dönüşü fotoğraflarımın bi kısmını Facebook’a eklemiştim. Kiraz bahçemizde çekilmiş, Sandık dolusu kirazların fotoğrafı da bunlardan biriydi. Fotoğrafın açıklama kısmına ise:
Sandık sandık kirazlar,
Haziranı yakalar,
Gitte dalından kopar,
Adil abi paralar
))
(Ben yazdım olmuş mu)
diye minik bir mani yazmıştım.
Önceki gün Ümran kankam bize babannesinin manilerinden 3-5 tanesini Ankara şivesiyle okumuş, bu şekilde mani konusundaki yeteneğini ortaya koymuştu. Bugün de Facebook denen illetyusu karıştırırken olsa gerek bu manime denk gelmiş ki, maniye maniyle cevap verildiğinden yorumunu çakmış. Ben de aşağı kalmadım ve gereken cevabı yine maniyle verdim. Bir zaman sonra çok keyifli bir hal almaya başladı bu durum ve sürdürdük. Şimdi sizlerle de paylaşmış olmak istiyorum. Sürc-i lisan ettiysek affola.
Devamını okuyun »
Eylül25
Yeni eğitim öğretim yılı, MEBimizin uygun gördüğü tarih üzere, yani tam da hafta ortası, yani tam da mübarek Perşembe günü başlatılmıştır. Öncelikle vatana millete, sonra mini mini yavrulara, sonra saygıdeğer öğretmenlerimize, enn sonda velilerimize (neden öyle bilmiyorum) hayırlı uğurlu olsun.
1 Eylülden beri okul civarlarında akbaba misali dolanıp seminer dönemi adı altında toplantı, tartışma, ders dağılımı gibi aktiviteleri tam anlamıyla gerçekleştiremediğimizden, okulların açıldığı, çocukların derse girdiği şu iki günde belli olmaya çalışan her detay, her program bir eziyete dönüştü açıkçası.
Ders programının oturmayışı, dolayısıyla nöbet çizelgelerinin tamamlanmayışı, denetim korkusuyla herkesi gerim gerim geren, panikten cinnet geçiren idare ekibimiz zorlu iki gün yaşanmasına neden oldular. İstemeyerek ders programını eline alan öğretmenler yüzü asık derse girdi ve o ilk ders heyecanı küllüyen yalan oldu. Hepimiz için öyle oldu. Hala daha toparlanmayan o kadar şey var ki, ne heves kaldı ne tatlı telaş…
Yine de toparlanmak için vakit var. En kısa zamanda eski halimize döneriz umuyorum. Ben herkesin yüzünün güldüğü o okulu geri istiyorum.
Eylül5
Dün akşam iftarda Ümran kankam misafirimdi. Balkona attık masamızı, bir yandan yemeğimizi yerken diğer yandan sohbet ediyorduk. Aniden ciddileşti, yamuk oturduğu sandalyede oturuşunu düzeltti. Cebinden telefonunu çıkarttı, masaya koydu. Oldukça ciddi bir ses tonuyla ‘Neslihan’ dedi.
O öyle yapınca ben de ciddileştim. Ne diyeceğini çok merak etmiştim. Hayatının itirafını da yapabilirdi, benle ilgili çok önemli bir tespitte bulunabilirdi, ya da hayatımın heyhat gidişatını güzelleştirecek çok önemli birşey de söyleyebilirdi.
-Söyle canım, dedim. Bütün dikkatin yüzüme odakladı ve: Devamını okuyun »